1 Nisan 2007
31 Mart-1 Nisan 2007 tarihleri arasında Antalya’da toplanan Mimarlar Odası 40. Dönem 2. Merkez Danışma Kurulu, ülkemiz tarihsel, doğal, kentsel ve mimari kaynak ve değerlerini yok eden emlak geliştirme projelerinin giderek bir kamu yönetim kültürü haline geldiğini vurgulayarak ilgili tüm kesimleri bu değerlere sahip çıkmaya çağırmaktadır.
TMMOB Mimarlar Odası, plansız ve kaçak kentleşmenin yarattığı hukuk dışı yerleşmelerin bütünsel bir bakışla ele alınması, sahipsizlikle başbaşa yokoluşa sürüklenen tarihsel bölgelerin sağlıklaştırılması, kentsel büyüme ve gelişime bağlı olarak bazı arazi kullanım kararlarının yenilenmesi konularında üretilen projelerin, çağdaş ve bilimsel bir planlama anlayışıyla elde edilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Ancak bugünlerde ülke gündeminde giderek bir moda haline gelen, bu sorunları çözmek gerekçesiyle üretilen ve kabul ettirilmeye çalışılan parçacı emlak geliştirme projeleri, bilimsel planlama anlayışından oldukça uzaktır. Ülkemiz ve kentlerimizin tarihsel, doğal, kentsel ve mimari kaynak ve değerlerini yok eden bu projeler, kamu yararına olmadığı gibi yeni rant alanları oluşturmak uğruna topluma ek maliyetler yüklemektedir.
TMMOB Mimarlar Odası, giderek bir yönetim kültürü haline gelen bu davranışa karşı kentsel sorunların:
- Toplum yararının gözeten,
- Çağdaş bilimsel planlama ilkelerini temel alan,
- Ülkesel ve yerel kalkınma programlarıyla bütünleşmiş,
- Nitelikli yapılı çevre üretimini hedefleyen,
- Kimi gruplar için ayrıcalık yaratmayan,
- Toplumsal katılımın önünü açan bir anlayışla ele alınmasını savunmakta,
bu anlamda ilgili tüm kesimleri bahse konu projelerin dayatıldığı tüm kentlerde, ülke ve kent değerlerine sahip çıkmak için mimarlık ve kent dayanışmalarını organize etmeye çağırmaktadır!...
KÜRESELLEŞME SÜRECİ KENTSEL DEĞERLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR!
Son yıllarda, birçok büyükşehir belediyesinin, uluslararası emlak pazarına yönelik projeler üretmeye başladığını görmekteyiz. “Kentsel dönüşüm” projeleri olarak sunulan bu projelerle, açıkça yüzergezer dünya sermayesini kentlere çekmek amaçlanmakta; kentler bu anlamda birbirleriyle yarıştırılmaktadır. Medyada sıkça gündeme gelen Haydarpaşa Tren İstasyonu ve Limanı, Galata Limanı, İETT Garajı, Karayolları Arazisi, AKM örneklerinde olduğu gibi tüm değerli kamu arazilerinin ve rantı yüksek tarihî bölgelerde ve yoksul yerleşmelerinde acele kamulaştırma (?) yoluyla mülk değişimini öngören bu projeler, yalnızca İstanbul’u değil bütün kentlerimizi tehdit edecek biçimde yaygınlaşmaktadır.
Kentin eskimiş, ancak değerli olan sanayi alanlarını, tarihsel dokusunu, gecekondu bölgelerini, afet tehdidi de bahane edilerek küresel finans güçlerinin yönlendirdiği bir emlak geliştirme sürecine dönüştüren bu projelerin, ürettiği insansız ve kimliksiz mekânlarla, kentin sorunlarını çözmekten çok, sorunları artırdığı ya da artıracağı anlaşılmaktadır. Yaşayanların tasfiyesini ve mülklerin hızla el değiştirmesini öngören bu yaklaşım, ayrıca yerel yağma güçlerinin de katılımıyla yeni yoksullaşma-zenginleşme biçiminin de kaynağı haline getirilmek istenmektedir.
Bu anlamda fiziksel bir değişim aracı olmaktan çok, sosyo-ekonomik boyutuyla da irdelenmesi gereken bu kavram, aynı zamanda kalkınma-gelişme politikaları varsayımları açısından da uzun vadeli olarak değerlendirilmek durumundadır. Bu süreç, kentlerimizin (ülkemizin) değerlerinin yok olmasına, yabancılaştırılmasına neden olabilecek bir varlıksızlaştırma süreci öngörmektedir ve bu kabul edilemez...
KENTSEL DÜZENLEMELER KAMU VE TOPLUM YARARINA YAPILMALIDIR!
TMMOB Mimarlar Odası, Merkezî Yönetimce bu süreci hızlandırmak amacıyla yürürlüğe konan ve tasarı halinde olan birçok yasal düzenlemeyi endişeyle karşılamaktadır. Dönüşüm, yenileme, kıyılar ve turizm teşvik vb. başlıkla gündemde olan bu düzenlemeler ve uygulamalarla ilgili olarak aşağıdaki görüş ve ilkeleri kamuoyuna sunmaktadır:
- Kentsel düzenleme girişimleri, plan ve mekânsal kullanım kararları ve buna bağlı eylemler, bilimi ve toplum yararını temel almalıdır; bilime ve toplum yararına aykırı olamaz.
- Kentsel düzenleme girişimleri, yalnızca fizikî çevre yenileme olarak değil, kapsamlı bir kalkınma programının bir parçası olarak ele alınmalıdır.
- Kentsel düzenleme girişimleri, yeniden niteliksiz kentsel çevreler oluşumuna neden olmamalıdır.
- Kentsel düzenleme girişimleri ile kamu-özel proje ortaklığı adı altında özel girişimcilere ayrıcalıklı imar hakları verilmesi kabul edilemez.
- Kentsel düzenleme girişimleri, sözkonusu düzenleme bölgesinde yaşayanların katılımıyla gerçekleşmelidir.
Bu görüş ve ilkeler çerçevesinde ülke ve kent değerlerine sahip çıkmak için ilgili bütün toplumsal kesimleri mimarlık ve kentle dayanışmaya çağırıyoruz.