Şubat 2003
TBMM de Demokrasi ve Barış Türkiye’de Kültür Politikaları
  Mimarlar ve Mühendisler Savaşa Hayır diyor
  GATS Müzakereleri Sürerken
  TMMOB Konut Kurultayı 2003 Dünya Konut Gününde Ankara’da Toplanıyor
  Akdeniz Mimarlar Birliği - UMAR’ın 9. Genel Kurulu İtalya’nın Torino Kentinde Toplandı

HABERLER

YARIŞMALAR

YAYINLAR

  "Kentlerin Depreme Hazırlanması ve İstanbul Gerçeği” ..

YİTİRDİKLERİMİZ

İSTANBUL / SERGİ

  Erich MENDELSOHN: “Dinamizm ve Fonksiyon” ..

TBMM de Demokrasi ve Barış Türkiye’de Kültür Politikaları

Değerli Meslektaşlarım,

 

Tüm gündemin üstüne karabasan gibi çöken, insan-doğa-kültür kırımının eşiğinde IRAK savaşı, çok zayıf bir olasılıkla gerçekleşmese dahi, tüm dünyada, önümüzdeki yılların temel sorunlarından biri olacak.

 

ABD’ye egemen olan savaş oligarşisinin, Irak’a saldırı girişimi, terör bahanesi ve petrol çıkarlarının ötesinde, kayıtsız şartsız bir dünya egemenliği oluşturma stratejisi ve sürecinin dolaysız göstergesidir.

 

Bu girişim, dünyayı geri dönüşü olmayan bir yol ayırımına getirmiştir. Irak savaşı olsa da, çok zayıf bir olasılık, olmasa da, ne Birleşmiş Milletler, ne Avrupa Birliği ne de NATO ve uluslararası ilişkiler eskisi gibi olacaktır.

 

Tüm dünya, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası örgütler ve ilişkiler, ya barışı egemen kılmaya, küresel kaynakların (doğal-kültürel-insan gücü) adil paylaşımı ve kullanımına yönelik uluslararası hukuku geliştirmeye çalışacak, ya da ABD saldırgan emperyalist stratejisini adım adım geliştirmeye devam edecektir.

 

Dolayısıyle Irak savaşı girişimi bir durum ve sonuç yaratmaktan çok, yeni bir sürecin başlangıcı olarak tarihe geçecektir. Barıştan ve uluslararası hukukun geliştirilmesinden yana olan güçler, ilişkilerini ve organizasyon yeteneklerini, ulusal ve uluslararası planda, geliştirmek ve niteliksel bir dönüşüm göstermek durumunda olacaklardır.

 

Bu açıdan TBMM’nin savaş tezkeresi ile ilgili ret kararı, küresel ve tarihsel bir öneme sahiptir. Sivil toplum kuruluşları olarak bu karara kesin bir şekilde sahip çıkmakla birlikte:

 

• İktidar ve muhalefet partilerinin, yeni bir demokratik yönetim-muhalefet kültürü geliştirmeleri, bu doğrultuda öncelikle siyasi partiler ve seçim yasalarının demokratikleştirilmesi, parti tüzüklerinin bu doğrultuda yenilenmesi için,

 

• Gündeme gelen reform niteliğindeki yasa değişikliklerinin, meslek örgütlerinde var olan birikimlerle etkileşim içinde ve katılımcı bir yöntemle gerçekleştirilmesi için, ilişkilerimizi ve şartlarımızı zorlamalı, toplumsal bir seferberlik durumu yaratmaya çalışmalıyız.

 

Sevgili Mimar Arkadaşlar,

 

Kültür mirasımız, değerlerimiz ve kütür politikalarımızla ilgili önemli gelişmeler oldu, olmakta. 1 Şubat 2003’de Tarihi Kentler Birliği’nin Ankara’daki kolokyum toplantısına kurucu üye olarak etkin bir şekilde katıldık. Hükümetin gündeminde olan, farklı birkaç tasarıdan sonra, merkezi idare ile mahalli idareleri bağlantılı bir bütün olarak ele alan idari reform tasarısını inceledik.

Bu arada Kültür Bakanlığı, Koruma Kurulları ile ilgili geniş çaplı görevden alma tasarrufun da bulundu. Bu konuyla ilgili değerlendirmemizi bir basın açıklaması ile kamuoyuna duyurduk. Kültür politikalarımızı, bütçenin binde iki buçuğunu ayırdığımız Kültür Bakanlığı bütçesi ile, egemen parçacı anlayışla geliştirmemiz, kültür birikimimize, mirasımıza ve değerlerimize uygun yaratıcı bir kültür ortamı yaratmamız mümkün görünmemektedir.

 

1950’lerden bu yana, bütün dünyada ve Türkiye’de kalkınmayı, sosyal ve kültürel boyutundan kopartıp yalnızca ekonomik boyuta indirgeyen anlayış ve politikalar; doğal, kültürel ve insani-sosyal değerleri erozyona uğratan toplumsal yapılar ortaya çıkarmıştır. Hukuk temellerinden kopartılmış bir demokrasi ve siyaset anlayışı bu erozyonu meşrulaştırmış, adeta bir yağma ekonomisi yaratmıştır.

 

Bugün kimlik bunalımına ve arayışına giren toplumsal-kentsel yapılar ortaya çıkmıştır. Mimari miras, kültür mirası, soyut kültür mirası, kültürel kimlik kentlerin kimliği arayışları ve tartışmaları bu yüzden gündeme gelmiştir, gündemdedir.

 

Ancak sorunların bütünselliği, tarihselliği ve coğrafya ile bağlantıları görülmediği ve kavranmadığı için, kalkınma süreçleri ve politikaları ile bağlantılı, teknoloji süreçleri ve transferleri, küreselleşme olgusu çerçevesinde kültürel erozyona ve yıkıma neden olmaktadır.

 

Kültür sorunları, kalkınma ve demokrasi süreçlerinden bağımsız sorunlar değildir. Kalkınma-kültür-demokrasi aksları içiçe akslardır. Kültür aksı, kalkınma-kültür ilişkisinin harcıdır, bağlayıcısıdır. Kültür aksı kalkınma süreçlerine gönüllü ve yaratıcı katılımın, moral değerlerinin temelidir.

 

Örneğin sağlık politikaları, eğitim politikaları, turizm politikaları, yapı sektörü politikaları, yerel yönetimler politikaları... aynı zamanda kültür politikaları ile birlikte ele alınmalıdır.

 

Dolayısiyle kültür politikaları ve kültürel mirasın korunması, özellikle de mimari mirasın korunması, kalkınma süreçlerinin tüm alanlarında yeralmalıdır. Kültür mirası bir bütündür. Somut miras bizim için öncelikle mimari miras, somut olmayan mirasla birlikte kavranıp değerlendirilmedikçe, mimari çevrenin nasıl bir sosyal yaşamın, kültürel yaşamın ürünü olduğu kavranmadıkça, çağdaş yaşam içinde bir kaynak özelliği kazanmayacak, yaratıcılığımızın beslenme kanallarının önemli bir bölümü tıkalı kalacaktır.

 

Kültür Bakanlığının kısıtlı bütçesi çerçevesine mahkum kalan kültür politikaları, araçsız, gereçsiz, kadrosuz koruma kurullarının ve üyelerinin fedakarlık güçlerine, derecelerine, idari tasarrufların niyetlerine bağlı kalacaktır.

 

Bu yüzden gündemde olan merkezi ve mahalli idarelerin tümünü kapsayan idari reform tasarısı son derecede önemlidir.

 

Türkiye’de doğal ve kültürel çevreye büyük zarar vererek gelişen kentleşme ve yapı stoku, kalite ve standartlar açısından olduğu kadar, doğal afetler ve deprem tehdidinden dolayı da risk altındadır. Bu yapı stokunun iyileştirilmesi gereği, gerek kalkınma politikalarının geliştirilmesi, gerekse kentleşme ve yapı üretimi standartlarının yükseltilmesi açısından öncelikli bir sorun alanıdır.

 

Kentlerimizin kültür mirası ve doğal çevresinin korunabilmesi, kentsel yenileme politika ve stratejilerinin temel akslarından biridir.

 

Kentlerimizde, plansız fonksiyonel dönüşümler yanlış kentsel operasyonlar, değerli kentsel bölgelerin çöküntüye uğramasına neden olmuştur. Büyük çoğunluğu tarihsel değer olan bu bölgelerin ve yapıların yeniden kullanımı önemli bir sorun alanıdır.

 

Türkiye’de önümüzdeki kentleşme sürecinin, politika ve stratejelerinin temeli, KÜLTÜREL KORUMA-YAPISAL İYİLEŞTİRME-FONKSİYONEL YENİDEN KULLANIM ilkelerinin bütünlüğüdür.u

 

 


yücel gürsel mimarlar odası genel başkanı


  
ARAMA ARŞİV