Şubat 2005
ZAMANA KARŞI YARIŞ...
  Güney Asyalı MİMARLARA DAYANIŞMA MESAJI

MERKEZDEN

  | MİMARLAR ODASI ANA YÖNETMELİĞİ RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANDI... ..
  | MİMARİ TASARIM İÇİN PROJE HİZMETLERİNDE “YARATICILIK” BÖLÜMLERİNE Aİ ..
  |BİR ZORUNLULUK MESAJI ..
  |“MİMARLIK VE EĞİTİM KURULTAYI - 3“ Çalışmaları Başladı ..
  |SMGM BİLİM DANIŞMA KURULU İSTANBUL’DA TOPLANDI ..
  |2005 YILI ÖDENTİLERİ VE BELGE HARÇLARI BELİRLENDİ ..

50 YILIN TANIKLIĞINDA

TMMOB'DEN

VADİ TASARIM YARIŞMASI

  |Mimarlık Kamuoyuna: UIA 2005 İstanbul Dünya Mimarlık Kongresi Kongre ..

UIA 2005 İSTANBUL'A DOĞRU TÜRKİYE KONGRELERİ

ULUSLARARASI İLİŞKİLER

  |11. UMAR Genel Kurulu Antalya’da Yapıldı ..

UIA 2005 İSTANBUL'A DOĞRU

UIA BELGELERİ

  |UIA Belgelerinde Mesleği Uygulama Şekilleri ve Şirketleşme ..

ŞUBELERDEN

YASAL DÜZENLEMELER

YAYINLAR

  |SÜRESİZ YAYINLAR ..
  |SÜRELİ YAYINLAR ..

HABERLER

ZAMANA KARŞI YARIŞ...

İstanbul’daki büyük buluşmaya 150 günden az kaldı…

Dünya mimarlarına ev sahipliğimiz için hazırlıkları yöneten ve sürdüren arkadaşlarımız, artık Taşkışla’dalar…

 

İTÜ Rektörlüğü ile dayanışma içinde kullanılmaya başlanan “UIA 2005 İstanbul Kongresi Yönetim Ofisi”mizde her gün zaman nasıl geçiyor belli değil...

 

Bildiriler için sayısı 800’ü bulan başvurular, kongre mekânlarında değişik sunumları gerçekleştirmek ve sergiler düzenlemek için ardı arkası kesilmeyen öneriler ve İstanbul’un çeşitli semtlerine yayılması tasarlanan etkinlikler için, mekân ve zaman programlanmasıyla ilgili çalışmalar, adeta zamana karşı yarış içinde kotarılıyor…

 

Ayrıca, UIA adına düzenlediğimiz “Aşırı” temalı uluslararası öğrenci yarışmasına 1000’in üzerinde katılım var; bu da rekor sayılabilecek bir ilgiyi gösteriyor…

 

Bu yoğunluk ve heyecan içinde en önemli ve olumlu gelişme olarak da İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile “işbirliği protokolu” imzalandı. 31 Ocak 2005 Pazartesi günü yapılan tören ve basın toplantısı eşliğinde Başkan Kadir Topbaş’la imzalanan protokol, çok çeşitli konularda ve hemen her türlü gereksinmede, kentin ve Büyükşehir Belediyesi’nin olanaklarını kullanma kararını içeriyor….

 

Kongrenin ev sahipliğine, İstanbul adına “kurumsal ortak” olmayı kabul eden yerel yönetimin, hem hazırlıklar hem de etkinliklerin gerçekleştirilmesi sürecinde Mimarlar Odası’na tam desteğini vermeye başlaması umutlarımızı ne kadar güçlendirdiyse, dünyada fikirleriyle ve eserleriyle ün yapmış mimarların İstanbul’a katılarak “pazaryerindeki yerlerini alma” kararlarının netleşmeye başlaması da o kadar coşku veriyor…

 

Sözün kısası, tarihsel görevimiz için artık gün saymaktayız. Bununla ilgili diğer bilgiler bültenimizde ayrıca yer aldığından, burada “herkese kolay gelsin” demekle yetiniyor, tüm katkı koyanlara ve koyacaklara teşekkürlerimizi iletiyoruz…

 

Bu arada, özellikle “kongre kayıtları” konusunda meslektaşlarımızın başvurularını ihmal etmemeleri; yanısıra “sunumlar”, “sergiler” ve diğer katılımlar için de hazırlıkların artık tamamlanması için Mimarlar Odası Şubelerimizin ellerini çabuk tutmalarını anımsatıyoruz…

 

MİMARLIK “SANATI”NA VERGİ BAĞIŞIKLIĞI

Uzunca bir süredir gündemimizde bulunan, ancak hep bir “niyet” olarak dillendirdiğimiz, “mimarlık hizmetlerinin de diğer sanatsal üretimler gibi gelir vergisinden muaf tutulması” konusunda da olumlu bir gelişme var.

 

UIA 2005 Kongresi’ne ve buna hazırlık için yurt düzeyinde sürdürdüğümüz Türkiye Kongreleri’ne destek vermeleri için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yoğunlaşan görüşmelerimiz sırasında, mimarlığın “kültür, sanat ve yaratıcılık” özü de gündeme geldi. Buna yönelik olarak da aynı bakanlığın “sanatı ve sanatçıyı koruma” görevi içinde “mimarlığı da gözetilmesi” için yapılması gerekenler belirlenince, “vergi bağışıklığını sağlama” yönünde bir desteğin çok anlamlı olacağı kararına varıldı.

 

İşte bu gelişme üzerine, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız başvuruyu da bültende incelemeniz mümkün. Yazımızda da görüleceği üzere, mimarlık hizmetleri arasında doğrudan tasarıma ilişkin projelendirme sürecindeki; özellikle “yaratıcılık ve fikir” aşamasını içeren ön ve kesin proje aşamalarının gelir vergisinden muaf olarak yerine getirilmesi, yasal dayanakları güçlü bir talebimiz.

 

Yine aynı genel müdürlükle vardığımız görüş birliği doğrultusunda, bu aşamaların ücret dilimleri içinde ilgili mevzuatımızdaki oransal karşılığı olan %35’lik miktarının vergilendirme dışında tutulması yönündeki çalışmaları başlatmış oluyoruz…

 

“KÜRESELLEŞEN” FELAKET

Yeni yıla dünyanın talihsiz bir bölgesindeki “deprem ve tsunami” felaketinin herkesi sarsan haberleriyle girdik… Aradan geçen zamanda ise hemen her gün “artarak” duyulan insan kaybı ile ilgili rakamlar gündemimizde yer aldı…

 

Böylesine görülmemiş bir felaketin nedenlerini düşünürken, olayı sadece bir “doğa olayı”na bağlamanın yeterli olamayacağını ise, en son 1999 depremlerinde açıkça yaşayanlar olarak vurgulamak bir insanlık borcu değil midir?

 

Depremi felakete dönüştüren “ortamların” ve “koşulların” siyasal ve ekonomik düzen içindeki “yaratıcıları”nı da sorgulayan değerlendirmeleri Türkiye’miz için nasıl en açık ve gerçekçi anlatımlarla yaptıysak, Güney Asya’yı da aynı bakışla görmek gerekiyor.

 

Bu korkunç “sonucun” yaşanmasında, aynı zamanda ülkeler arasındaki gelişmişlik farklılıklarını “uçuruma” dönüştüren küresel politikaların da rolü olduğunu vurgulamak, dünyaya ve geleceğe karşı sorumluluklarımız açısından bir insanlık görevi…

 

Kuşkusuz karşı karşıya olunan deprem ve tsunami dalgaları, tarihte bile pek görülmemiş boyutlarda. Ancak buna rağmen insan kaybının ve diğer zararların inanılmaz düzeylere çıkmasında, Güney Asya ülkelerini bu felakete karşı hazırlıksız ve çaresiz bırakan “tek kutuplu çıkar dünyası”nın günahı da çok fazla değil mi?

 

DEPREM “GELİYORUM” DİYOR…

Güney Asya’daki sarsıntıyla birlikte ülkemizdeki “beklenen deprem tartışmaları” da yeniden hareketlendi…

 

Ancak yine hem kamuoyuna, hem de ilgililere anlatamadığımız bir gerçek var.

 

17 Ağustos 1999’daki büyük depremi “felakete” dönüştüren “denetimsiz ve bilim dışı imar düzeni” bugün de hâlâ aynen geçerli!...

 

Aradan geçen 5 yıla ve onca farklı hükümetlere rağmen, yapılaşmanın mimarlık ve şehircilik ilkelerine uygun gerçekleşmesi için en ciddi engelleri oluşturan “imar ve planlama mevzuatında” önemli bir değişikliğe gidilmedi.

 

Özellikle son birkaç yıldır parlamentomuz adeta “yasama rekoru” kırarken, sayısız yeni düzenleme arasında, örneğin imar planlarındaki “keyfi kararları” engelleyecek ya da proje ve denetim hizmetlerinde “mimari sorumluluklar” ile mimara karşı “yükümlülükleri” tanımlayacak bir yasa meclis gündemine bile getirilemedi…

 

Hemen her alanda yeni yasalar ardı ardına sıralanırken, “imar” alanında 1999 depremi öncesindeki durumun aynen devam etmesinin nedeni ise ortada… Çünkü, yapılaşmadaki bu “düzensiz düzen”, aslında ve her yönüyle “rant ekonomisinin” de yıllardır temel girdisi. İktidarlar ve onları etkileyen çevreler ise aynı rantlardan bir türlü vazgeçemediklerinden, “depremi felakete dönüştüren yasal sistem” asla değişmiyor…

 

Bakalım, medyamıza da bu konunun “temel sorun” olduğunu ve en az “yer bilimcilere” tanınan konuşma hakkı kadar mimarlara da söz verilmesi gerektiğini nasıl anlatabileceğiz?


Oktay Ekinci, Genel Başkan








ARAMA ARŞİV