Nisan 2005
Deprem Kol Geziyor… “İKTİDARDAKİ” MİMARLARIMIZ NE YAPIYOR?
MERKEZDEN

  |Mimar Sinan’ı Anmak İçin Ağırnas’ta Buluşuyoruz ..
  |”Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı” Hakkında Değerlendirme ..
  |"Mimarlar Odası Kütüphaneleri Kataloğu Web’de ..
  |"Mimarlar Odası Üyelerine E-Posta Hizmeti Sürüyor ..

UIA2005 TÜRKİYE KONGRELERİ

  |Türkiye Kongreleri: Adana-Antakya Sonuç Bildirgesi ..
  |Türkiye Kongreleri: Ankara Buluşması’nın Teması Değişti: “Modernleşm ..
  |Türkiye Kongreleri: KOCAELİ - PROGRAM ..

UIA BELGELERİ

  |UIA Standartları Açısından Şirketleşme ve Diğer Mesleği Uygulama Şeki ..

YASAL DÜZENLEMELER

  |”Plan Değişikliklerinde Müellifin Görüşü Alınmalıdır” ..

YİTİRDİKLERİMİZ

  |1957 Ankara İmar Planı Müelliflerinden Mimar Nihat YÜCEL’i Kaybettik ..

UIA 2005 İSTANBUL'A DOĞRU

  | ”Mimarlık ve Kent Buluşması-2” Kadıköy Toplantısı’na Mektup: Neden E ..
  |"Tokyo’da UIA Konsey Toplantısı ..
  |KAMUDA ÇALIŞAN MİMARLARA KONGREYE KATILIM OLANAĞI: İçişleri Bakanlığı ..
  |İstanbul’un Konukları Kimler Olacak? ..

ŞUBELERDEN

SÜRESİZ YAYINLAR

SÜRELİ YAYINLAR

  SÜRELİ YAYINLAR ..

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Yüksek Lisans Programı Açılıyor ..
  2005 Pritzker Mimarlık Ödülü’nü Thom Mayne Kazandı ..
  Aydın Doğan Ödülü 2005 “Kent Mimarisi, Kent Dokusu” Belli Oldu ..

YARIŞMALAR

Deprem Kol Geziyor… “İKTİDARDAKİ” MİMARLARIMIZ NE YAPIYOR?

Dünya mimarlarını ağırlamamıza 3 ay kala ülke gündeminde yine “deprem” var.

 

Mart ayında Bingöl ilimizin Karlıova ilçesindeki sarsıntıların ardından Erzurum ilimizin Aşkale ilçesinde de depremi yaşadık. Bingöl'deki 6.1'lik deprem neredeyse sağlam ev bırakmazken, Aşkale'deki 5.7'lik deprem en az 1800 binanın yıkılmasına yetti…

 

Her iki yerleşimde de insan kaybımız olmasa bile yaralanan ve barınaksız kalan yurttaşlarımız için söylenebilen tek söz ise yine “devletin yaraları saracağı”

 

Aynı günlerde (17.03.2005) Sivas ilimizin Koyulhisar ilçesine bağlı Sugözü köyünün Kuzulu Mahallesi de göz göre göre “geliyorum” diyen bir “heyelan” sonucunda yok oldu. 57 haneli köyde 27 ev, 15 kişiyle birlikte 10 milyon ton toprağın altında kaldı… Tek teselli, felaketin gündüz gerçekleşmesinden ötürü can kaybının yüksek olmamasıydı…

 

Bütün bunların temel nedeni olan “bilim dışı ve denetimsiz kentleşme”yi sona erdirecek yasal ve yönetsel önlemleri yıllardır ihmal eden merkezî hükümetlerin şimdiki Bayındırlık ve İskân Bakanı da “çözüm üretmek” yerine “dert yanmak” politikasını yeğledi. 

 

Bingöl ve Erzurum gözlemlerinin ardından; “Kırsal kesimdeki bir ilde deprem olsa yüzde 72'si yıkılır; ancak panik olmaması için adını vermeyeceğim…” diyebilen “mimar” Bakanımız Zeki Ergezen, kamuoyundaki  tepkiler üzerine ertesi gün aynı sözünü şöyle düzeltti: “Yanlış anlaşıldım; belli bir ili değil ülkenin genelini kastettim…” (19.03.2005-gazeteler)

           

“KEYFİLİĞİN YASASI” DEĞİŞMİYOR!

 

Bakanımız ülke genelinin “çürük” olduğundan yakınadursun, 1999'daki büyük depremin 6. yılına da galiba aynı “imar düzensizliği” içinde gireceğiz.

Depremi felakete dönüştüren “keyfî kent planlaması”nın alabildiğine yararlandığı yasalara 6 yıldır dokunulmazken, aynı felaketi aynı nedenle yaşayan kimi yerleşmelerimizde “binalara kat ilaveleri” yeniden başladı bile…


Örneğin, 19 Ağustos 1999'da en korkunç yıkımların gerçekleştiği Yalova'da, depremin ardından 2 kata indirilen bölgeler içi yeniden “4 kat” kararı alındı. Belediye Başkanı “inşaat mühendisi” olan kentin Belediye Meclisi’nde bu  karar alınırken, İnşaat Mühendisleri Odası temsilcilerinin “Tekniğine uyularak her zeminde yüksek bina yapılabilir…” söylemiyle “rant şehirciliğini” desteklemeleri acaba ne anlama geliyor?

 

Üstelik yine Yalova'da, 1999'un “ölüm ovası” olarak anılan; en büyük çökmelerin meydana geldiği ve daha sonra afet konutları için de “alüvyon zemin” nedeniyle uygun görülmeyen Hacımehmet Ovası'nda şimdi de TOKİ'nin toplu konut apartmanları yükselecek!

 

Yani, imar yasasındaki yetkilerin “başıboş” kalmasından sadece belediyeler değil, yılların “uzman” kuruluşları bile bilim dışı yararlanmalar içinde…

 

Tüm bunlar   “yerel demokrasi” (!) ile “konut sorunu” (!) adına yaşandıkça, imar yasasındaki kent planlamasını bu aymazlığın elinden kurtaracak düzenlemeler de sürekli erteleniyor…

 

NASIL TANIŞTIRACAĞIZ?

 

Dünya mimarlarını ağırlamaya işte bu gelişmeler içinde hazırlanırken, bir “mimar” müsteşarımız da İstanbul Boğazı'na 3. köprünün “kaçınılmaz” olduğunu söylemeye başladı.

 

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan'ın, 3. köprüye karşı sivil direnişlerini sürdüren “Arnavutköy Gönüllüleri” için küçümseyici bir tavırla; “Onlar Boğaz’ı yüzerek geçebilirler” demesi geçiştirilecek bir “dil sürçmesi” değil…

 

Çünkü Erbakan, şimdiki hükümetin ilk zamanlarında Karayolları'nın başına getirilince de benzer tutumunu İzmir için göstermişti. Kordonboyu'nu oto-yola dönüştürmek üzereyken yargı kararıyla iptal edilen “kordonyolu”nun yeniden yapılacağını belirtmiş, kentin hükümet  yanlısı kesimlerinden bile tepki almıştı…

 

Demek ki sayın mimar müsteşarımız meslek politikasını belirlerken, “meslek Odasının ve meslektaşlarının tersi”ni savunmayı yeğliyor. Sayın mimar Bakanımız da buna onay verdiğine göre, “iktidardaki” mimarlarımızı Dünya Mimarlık Kongresi konuklarına tanıtmakta kim bilir ne kadar zorlanacağız… 
Oktay Ekinci, Genel Başkan








ARAMA ARŞİV