|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Deprem Kol Geziyor… “İKTİDARDAKİ” MİMARLARIMIZ NE YAPIYOR?
ŞUBELERDEN SÜRESİZ YAYINLAR
YARIŞMALAR |
Deprem Kol Geziyor… “İKTİDARDAKİ” MİMARLARIMIZ NE YAPIYOR? Dünya mimarlarını ağırlamamıza 3 ay kala ülke gündeminde yine “deprem” var. Mart ayında Bingöl ilimizin Karlıova ilçesindeki sarsıntıların ardından Erzurum ilimizin Aşkale ilçesinde de depremi yaşadık. Bingöl'deki 6.1'lik deprem neredeyse sağlam ev bırakmazken, Aşkale'deki 5.7'lik deprem en az 1800 binanın yıkılmasına yetti… Her iki yerleşimde de insan kaybımız olmasa bile yaralanan ve barınaksız kalan yurttaşlarımız için söylenebilen tek söz ise yine “devletin yaraları saracağı”… Aynı günlerde (17.03.2005) Sivas ilimizin Koyulhisar ilçesine bağlı Sugözü köyünün Kuzulu Mahallesi de göz göre göre “geliyorum” diyen bir “heyelan” sonucunda yok oldu. 57 haneli köyde 27 ev, 15 kişiyle birlikte 10 milyon ton toprağın altında kaldı… Tek teselli, felaketin gündüz gerçekleşmesinden ötürü can kaybının yüksek olmamasıydı… Bütün bunların temel nedeni olan “bilim dışı ve denetimsiz kentleşme”yi sona erdirecek yasal ve yönetsel önlemleri yıllardır ihmal eden merkezî hükümetlerin şimdiki Bayındırlık ve İskân Bakanı da “çözüm üretmek” yerine “dert yanmak” politikasını yeğledi. Bingöl ve Erzurum gözlemlerinin ardından; “Kırsal kesimdeki bir ilde deprem olsa yüzde 72'si yıkılır; ancak panik olmaması için adını vermeyeceğim…” diyebilen “mimar” Bakanımız Zeki Ergezen, kamuoyundaki tepkiler üzerine ertesi gün aynı sözünü şöyle düzeltti: “Yanlış anlaşıldım; belli bir ili değil ülkenin genelini kastettim…” (19.03.2005-gazeteler) “KEYFİLİĞİN YASASI” DEĞİŞMİYOR! Bakanımız ülke genelinin “çürük” olduğundan yakınadursun, 1999'daki büyük depremin 6. yılına da galiba aynı “imar düzensizliği” içinde gireceğiz. Depremi felakete dönüştüren “keyfî kent planlaması”nın alabildiğine yararlandığı yasalara 6 yıldır dokunulmazken, aynı felaketi aynı nedenle yaşayan kimi yerleşmelerimizde “binalara kat ilaveleri” yeniden başladı bile…
Üstelik yine Yalova'da, 1999'un “ölüm ovası” olarak anılan; en büyük çökmelerin meydana geldiği ve daha sonra afet konutları için de “alüvyon zemin” nedeniyle uygun görülmeyen Hacımehmet Ovası'nda şimdi de TOKİ'nin toplu konut apartmanları yükselecek! Yani, imar yasasındaki yetkilerin “başıboş” kalmasından sadece belediyeler değil, yılların “uzman” kuruluşları bile bilim dışı yararlanmalar içinde… Tüm bunlar “yerel demokrasi” (!) ile “konut sorunu” (!) adına yaşandıkça, imar yasasındaki kent planlamasını bu aymazlığın elinden kurtaracak düzenlemeler de sürekli erteleniyor… NASIL TANIŞTIRACAĞIZ? Dünya mimarlarını ağırlamaya işte bu gelişmeler içinde hazırlanırken, bir “mimar” müsteşarımız da İstanbul Boğazı'na 3. köprünün “kaçınılmaz” olduğunu söylemeye başladı. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan'ın, 3. köprüye karşı sivil direnişlerini sürdüren “Arnavutköy Gönüllüleri” için küçümseyici bir tavırla; “Onlar Boğaz’ı yüzerek geçebilirler” demesi geçiştirilecek bir “dil sürçmesi” değil… Çünkü Erbakan, şimdiki hükümetin ilk zamanlarında Karayolları'nın başına getirilince de benzer tutumunu İzmir için göstermişti. Kordonboyu'nu oto-yola dönüştürmek üzereyken yargı kararıyla iptal edilen “kordonyolu”nun yeniden yapılacağını belirtmiş, kentin hükümet yanlısı kesimlerinden bile tepki almıştı… Oktay Ekinci, Genel Başkan |
![]() ![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||