|
 |
DANIŞMA KURULU'NDAN GENEL KURULLARA…/ Oktay Ekinci, Genel Başkan
Merhaba,
Yeni yılla birlikte Mimarlar Odası'nda 39. dönemin de sonlarına geliyoruz. 19-20 Kasım 2005 günlerinde Antalya'da yaptığımız Danışma Kurulu, Oda birimlerindeki genel kurullarımız öncesinde son örgütsel buluşmamız oldu. Temsilciliklerimizde başlayan seçimleri 2006'nın ilk aylarındaki Şube genel kurulları izleyecek; Nisan ayının ikinci haftasına da Oda Kongremizi yaparak, görevimizi 40. dönem için seçilecek yeni yöneticilerimize devredeceğiz…
Biliyorsunuz, bu nöbet değişiminde yeniden aday olmayacağım yönündeki kişisel kararımı Danışma Kurulumuzda açıklamış ve geleceğe yönelik bazı dileklerimi de örgütümüzle paylaşmıştım.
Değişik kademelerdeki yöneticilik sorumluluklarını içeren yaklaşık 25 yıllık "Oda" yaşantım boyunca güven duyan ve birlikte çalıştığımız, her birimdeki ve her organdaki tüm Oda emektarı meslektaşlarıma, tüm katkıları, destekleri ve coşkumuzu sürekli kılan dostlukları nedeniyle bir kez daha teşekkür ediyorum…
2005, ARTIK TARİHE GEÇTİ
Sonuna geldiğimiz 2005 yılı, Odamız tarihine nasıl ki "UIA 22. Dünya Mimarlık Kongresi Yılı" olarak geçecekse, öyle görünüyor ki 2006 yılı da "AB ile uyum sürecinin kurumsallaşması yılı" olacak…
Çünkü, daha bu yazı kaleme alınırken bile Başbakanlığın AB Sekreteryası'ndan Genel Sekreterimiz aranarak, "yeni mimarlık mevzuatı" konusundaki hazırlıklarımızın "ne aşamada" olduğu soruluyor; hatta isteniyordu…
İstanbul'da sadece bizler için değil, dünya mimarları için de gerçekten "unutulmaz günler" olarak gerçekleşen UIA Mimarlık Kongresi'ndeki hemen tüm önemli konuşmalar ile değerlendirmelerin yer aldığı kitaplarımızın, bildiri derlemeleriyle birlikte birkaç ay içinde yayımlanabileceğini umuyorum.
Bu kitaplar ve tüm belgeler, özellikle "kentler ve mimarlık" konusunda her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz küresel yorumları ve gelişmeleri içererek, çok değerli kaynak yayınlarımız olacak. Denebilir ki 2005 İstanbul Buluşması, UIA tarihinde ve bizim tarihimizde, geleceğe dönük bakışların evrenselleşmesine en güçlü katkıları yapan bir etkinlik olarak, kuşaktan kuşağa ulusal yüz akımız olarak anılacak…
Bu vesileyle, kongre sonrasında başımızın dik olmasını sağlayan ve çok önemli bir görevi yerine getirmede ülkemize ve dünyaya mahcup olmadan, hatta göğsümüzü kabartacak düzeyde bir etkinliği gerçekleştirmemize katkıda bulunan tüm arkadaşlarımıza ve herkese bir kez daha "sağolasınız" diyoruz…
2006'NIN GÜNDEMİ "AB ve MİMARLIĞIMIZ"
2006'nın öncelikle AB sürecine ait yoğunluklarla yaşanacağını, belki de kimi dayatmalardan kaynaklanabilecek gerilimlerle geçeğini şimdiden görmek ise buna yönelik hazırlıkları hızlandırmak sorumluluğunu yüklüyor.
Nitekim Danışma Kurulumuzun gündemini de aynı hassasiyet içinde belirledik; meslek hukukumuz, mimarlık politikaları, eğitim kurultayı ve AB'yi gözeten yeni yasal yapılanmalar konularını Antalya'da örgütümüzle birlikte değerlendirmeyi yeğledik. Bu konuda, öncelikle AB'nin "işlev"ine yönelik kişisel düşüncelerimi kısaca yinelemek istiyorum.
3 Ekim 2005'de başlayan "müzakere süreci"nin 35 temel başlığı arasında, sadece biz mimarlar için değil, tüm toplum ve ülke için yaşamsal önem taşıdığına inandığımız "gecekondu, kaçak kentleşme, imar rantı politikaları" gibi yıllardır süregelen önceliklerimizin temel bir "sorgulama konusu" olarak yer almaması, dikkat çekicidir.
Oysa, AB ile ortaklığımızın "gelişkin, bağımsız ve kimlikli bir ülke" niteliğiyle gerçekleşebilmesinde olmazsa olmaz koşullardan biri; "rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" ve "plansız yapılaşma yerine; kente, çevreye ve kültür değerlerine saygılı, toplum yararına kentleşme"dir…
Nitekim Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer de Kasım ayının ilk haftasındaki Dünya Şehircilik Günü bildirisinde, 2004-2005'deki Türkiye Kongreleri sürecinden üretilen ulusal bildirgedeki vurgulamalarımızı önemseyerek; "Kentleşme apartmanlaşma değildir" saptamasını yapmıştır.
Özellikle "ulusal kalkınma"nın da güvencesi olacak bu gibi temel kentleşme hedeflerimizin AB gündeminde öne çıkmaması; demokrasi ile toplumsal refah arasındaki "ayrılmaz bağların" göz ardı edilmesi; bir yandan adeta sömürge ekonomisi yeğlenirken, öbür yandan dünyanın hiçbir sömürge ülkesinde görülmeyen bir "özgürlükler" dünyasının tanımlanması, eğer iyi niyetli ütopya değilse, bana göre açık bir kandırmaca olarak görünmektedir.
Bu nedenle, Mimarlar Odası'nın 50 yıllık politikalarına yön veren ve temelinde mimarlığın kültürel köklerle olan güçlü bağları bulunan "topluma ve ülkeye karşı sorumluluk" ilkelerinin, AB sürecindeki çalışmalarda da sürdürülmesi, yaşamsal önem kazanıyor.
Böyle bir sürecin "kamu yararına bir meslek kuruluşu"na yüklediği ulusal sorumluluk ise AB'nin ekonomik ve piyasa egemenliği özlemlerine karşı ülkemiz mimarlığını ve kentlerimizi korumayı esas alan, güvenceli bir "ortaklık" anlayışı içinde meslek hukukumuzu geliştirmeyi hedeflemektir…
MİMARLIĞIMIZIN "ESENLİK" YASASI
Antalya'daki Danışma Kurulumuzda, işte bu hassasiyetin en önemli gündemlerinden biri "Türkiye Mimarlık Politikaları", diğeri de "Mimarlık Yasası" çalışmalarımızdı.
Birçok ülkede ve özellikle AB'de değişik şekillerde yürürlükte bulunan "ulusal mimarlık politikası" ilkelerinin Türkiye'de de kendi özgün koşullarımıza uygun olarak belirlenip, özellikle "müzakere süreci"nde kalıcı ve bağlayıcı kurallara dönüşmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız gerekiyor. Buna yönelik hazırlıklarımızda, 2004 yılındaki 50. yılımız nedeniyle derlenen "durum değerlendirmesi" ile birlikte UIA 2005 İstanbul'a hazırlık sürecinin Türkiye Kongreleri saptamalarından derlenen "Ulusal Rapor" önemli dayanaklarımızı oluşturdular. Diğer ülkelerdeki mimarlık politikalarına ait belgelerin de çevirilip kitaplaştırılmasına koşut olarak birikimli üyelerimiz ve akademisyenlerle yapılan toplantıların sonucunda, Danışma Kurulumuzda paylaştığımız ilk metinler elde edildi.
Özellikle "gelişmiş ülkelerdeki gelişkin durum"a bakıldığında, hemen tümünün ortak özellikleri arasındaki "doğrudan mimarlıkla ilgili yasaların bulunması" gerçeği karşısında da buna ait hazırlıklarımızı bir an önce tamamlamak gerektiği görüldü.
İşte bu amaçla Danışma Kurulu gündemine getirilen ve önceki yıllarda yapılan çalışmalardaki kimi tartışmalı önermelerden "arındırılmış" olan; ayrıca AB sürecindeki son gelişmeleri de yukarıda özetlenen "çekinceler" gözetilerek değerlendiren bu hazırlığın, kimi meslektaşlarımızca yine 10 yıl öncekine benzer değerlendirmelerle adeta "gereksizdir" denilircesine eleştirilmiş olması düşündürücüdür.
Oysa, AB sekreteryasının da gündeminde bulunan bu çalışmada, özellikle "yasa formatına uygun" yazım aşamasını, Danışma Kurulu'ndaki değerlendirmelerin, görüşlerin ve katkıların sonrasına bıraktığımızı açıklamıştık. Buna rağmen aynı meslektaşların, tartışmak (eleştirmek) için yine de "yasa taslağı metni" istemeleri ise Danışma Kurulu'na gösterilen saygıyı kavrayamamanın yanısıra, bu konunun bir süre daha polemik alışkanlıklarımıza kaynak oluşturabileceğini gösteriyor.
Ne var ki siyasal sürecin buna olanak bırakmayacağı, mimarlık yasamız konusundaki "kendi" hazırlığımızı bir an önce ilgili kurumlara sunarak, hazırlıklarda "temel alınmasını" sağlamamızın yaşamsal aciliyet kazanacağı da şimdiden açıkça görünüyor…
MİMARLIĞIMIZIN "ESENLİK" EĞİTİMİ
Bu süreçte önemli günleri de 7-9 Aralık 2005 tarihinde İstanbul'da düzenlediğimiz "Mimarlık ve Eğitim Kurultayı"mızda yaşayacağız.
Ulusal mimarlık politikamızın ve bununla anlam kazanacak mimarlık yasamız ile diğer hukuksal ve kurumsal düzenlemelere ilişkin hazırlıklarımızın "mimarlık eğitimi" ile de içerik ve ilke bağlarının kurulmasında, bu kurultay tarihsel bir fırsat yaratacak.
Özellikle mimarlığın "uzmanlığı" olması gereken kimi alanlardaki "meslekleşme"lere karşı da akademik dünya ile odamız arasında oluşturulmaya başlanan mutabakatların yeni eğitim kurgularına da yansıtılması, 2006'da sürdürülecek çalışmalar arasında öncelikler arasında yer alacak…
Bu anımsatmalarla birlikte, tüm meslektaşlarımızın yeni yılını kutluyor; genel kurullara başarılar diliyor ve tüm birimlerde yeni dönem için göreve seçilen ve seçilecek arkadaşlarımızı kutluyoruz…
|
 |
|