|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
40. DÖNEME DOĞRU… / Oktay Ekinci, Genel Başkan
ŞUBELERDEN
HABERLER |
40. DÖNEME DOĞRU… / Oktay Ekinci, Genel Başkan Merhaba, Sürmekte olan genel kurullarımızla temsilcilik ve şube yönetimlerimizde görev almış ve alacak olan tüm arkadaşlarımızı kutluyor, başarılar diliyoruz. Nisan ayındaki merkez genel kurulumuzla başlayacak 40. dönemde de; “ülke ve toplum çıkarlarını önde tutan; kültür ve çevre değerlerine duyarlı; kenti ve kentli haklarını gözeten; özgürlüklerin ve yaratıcılığın ödünsüz savunucusu; kimlikli ve çağdaş mimarlık anlayışı”mızın, ulusal ve uluslararası sorumluluklarıyla birlikte daha da güçleneceğine inanıyoruz. Bu duygularla bir dönemin daha sonuna gelirken, geçen 2 yıldan geleceğe aktarılan kimi konulara değinerek “görevi devretmeye” hazırlanmak da galiba en doğrusu… “UIA-2005/İSTANBUL” SÜRECEK Hemen herkesin “başarılı” olarak nitelendirdiği “UIA-2005/İstanbul 22. Dünya Mimarlık Kongresi”ndeki ev sahipliğimiz; ulusal ölçekteki “Türkiye Kongreleri” süreci ve Temmuz-2005 buluşmasına sağlanan kamuoyu desteğiyle, mimarlığa ve odamıza karşı ilginin yoğunlaşmasına neden oldu. Uluslararası ölçekte de yine Odamızın evrensel saygınlığının güçlenmesine ve UIA’daki etkinliğinin artmasına çok önemli katkılar sağladı. Dur durak bilinmeyen özverili çalışmalar ve yurt düzeyindeki kurumsal ilişkilerle sağlanan bu katkıları “kalıcı kazanımlar”a dönüştürmek ise 40. dönemin çalışma öncelikleri arasında yer alıyor. RANT POLİTİKALARI ve AB SÜRECİ Hükümetin 2006 bütçe kanununa eklettiği “kaçak yapılara alt yapı armağanı”, yasa dışı imar rantlarını özendiren politikaların artarak süreceğini gösteriyor. Bunun yanısıra “2B” arazilerini satma ısrarları, yeni turizm ve yatırım alanları tahsisleri, ayrıcalıklı imar ulufeleri ve “tümüyle kamu arazisi pazarlanmasına odaklanmış özelleştirme”ler, ülke ve toplum hizmetindeki Mimarlar Odası için önümüzdeki iki yılın mücadele önceliğini belirliyor… Aynı süreçte; mimarlık ve kentleşmeyle ilgili AB’ye “uyum” yasaları ile bunlarla “uyumsuz” kalabilecek “mimarisiz ve planlamasız” imar rantı beklentileri arasındaki “siyasal tercih gerilimleri”ni de yaşayacağız… 50 yıldır temel ilkesi “önce ulusal çıkarlar” olan Mimarlar Odası’nın, bir yandan AB’nin olası buna aykırı beklentilerine onay vermeyen; öbür yandan ülkedeki mimarlığı dışlayan tutumların giderilmesini hedefleyen “kişilikli ve özerk duruş”u, 40. dönemin en önemli sorumlulukları arasında olacaktır. Nitekim AB hazırlıklarıyla birlikte Odamızı “hukuken” işlevsiz kılma yönündeki “etkin”liklerini arttıran Serbest Mimarlar Derneği yöneticilerinin de, yakın yıllara dek odaya verdikleri emekleri de göz ardı ederek, ülkemizde mimarlığı sadece “kendilerinin” temsil edeceklerini açıklayacak kadar vefasızlık içinde olmaları, bu gündemin önemini güçlendirmektedir… TMMOB, “MİMARLIK” ve ODALAR 39. Dönemin “TMMOB karakteristiği” ise odaların hem birbirleriyle hem de doğrudan TMMOB ile “davacı” konuma gelmiş olmalarıdır… 50 yıldır ilk kez bu düzeyde yaşanan “davalaşma ortamı”nın nedeni; kimi meslek odalarının, uzmanlıklarıyla ilgili ana mesleklerden “tümüyle bağımsız” kalmak istemeleri; ve TMMOB yönetiminin de bu bilim dışı dar meslekçi tutumları “yönetimdeki dengeler”i adına desteklemesidir… Hem tarihsel, hem de evrensel anlamda mimarlığın genel eğitimi ve sorumlulukları içinde yer alan “kentsel planlama”, “iç mimarlık”, “peyzaj mimarlığı” gibi uzmanlık alanlarındaki odalar ve akademik kurumlar, “bağımsız meslek” yaratmak uğruna “varoluş nedenleri”ni bile inkar edici tutumlar içine girmektedirler. Küreselleşmenin “kimliksizleştirme süreci”yle ortaya çıkan bu ayrışmaya karşı Mimarlar Odası direnişini ise, toplumun mimarlık, kent, kültür ve çevre haklarını gözetme sorumluluğuna dayandığını anımsatan bir söylem içinde yükseltmek, daha da önem kazanacaktır. YENİ ŞUBELERİMİZE BAŞARILAR Nisan ayındaki Merkez Genel Kurulumuz, ülke düzeyindeki örgütlülüğümüzü daha etkin ve demokratik kılmak amacını da içeren “yeni Şube oluşumları”na ait önerileri karara bağlayacaktır. Bu gelişmenin, Odamızın vazgeçilmez erdemlerinden ve niteliklerinden olan “örgütsel bütünlük” anlayışını olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü eğilime karşı dikkatli bir duruş içinde gerçekleşmesi, yaşamsal önem taşımaktadır. Çünkü her bir yeni Şubemiz, o bölgede yeni bir “Oda”nın değil, Odamızın daha etkin ve örgütlü bir “yerel demokratik gücü”nün devreye girmesi demektir… Genel Kurul onayını alarak, bu anlayıştaki Şube çalışmalarını başlatmaya aday tüm temsilciliklerimizi de böylesi bir aşamaya ulaşmış olmalarından ötürü kutluyor ve başarılar diliyoruz… |
![]() ![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||