Mimarlar Odası 41. Dönem 3. Merkez Danışma Kurulu 19-20 Mart 2010 tarihleri arasında Mimarlar Odası birimlerinden 235 kişinin katılımıyla Bolu-Abant’ta toplandı.
Mimarlar Odası Bolu Temsilciliği Başkanı Hüseyin Özsoy’un ve Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend Tuna’nın açış konuşmaları ile başlayan danışma kurulu, ülkemizin, mimarlık ortamının ve Mimarlar Odası’nın gündeminde bulunan meslekî, toplumsal ve siyasal gündemlerin genel değerlendirmesi ile devam etti.
Kurul, ülke ve Oda gündemindeki konuların değerlendirildiği bir sonuç bildirisinin kamuoyuna sunulmasına karar verildi.
Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend Tuna açış konuşmasında şu konulara değindi:
“[...] Küresel hizmet ticaretinin etkisinin artması beklenmelidir. Yaşanan krize rağmen mimarlık hizmetlerinde küresel hizmet ticaretinin yoğunlaştığını gözlüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu sürecin yakından izlenmesine devam edilmesi gerekmektedir. Öte yandan yeni gerçekleşen bir gelişmeyi de sizlerle paylaşmak isterim. "Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun"da değişiklik içeren yasa, bir başka yasaya ek madde olarak hazırlandı ve hükümetin genel yaklaşımı çerçevesinde, ilgilileri ile görüş alışverişinde bulunulmadan, teknik, hukuki, bilimsel tartışmalar yapılmadan mevzuata yerleştirildi. "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" tartışmalı bir şekilde ve yine alelacele Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı ve Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Böylece yabancı uyruklu mühendis ve mimarların Türkiye‘de çalışması için aranan diplomaların denkliği ve TMMOB ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilen çalışma izni şartları kenara itilmiş oldu. Akademik ve mesleki yeterlilik, mesleki etik, mesleki davranış ilkeleri ve mesleki disiplinin sağlanması yönündeki denetimin kaldırılmasının ardındaki ısrarlı gayreti iyi okumamız gerekiyor. [...]
Kentsel dönüşüm adı altında kentlerimizin hırpalanmasına devam edilmektedir. Kentlerimizin her bir köşesi özenle ele alınmayı, düzenlenmeyi, sağlıklaştırmayı beklerken, başka ortamlarda kentlerimizle, mimarlıkla ilgili çok önemli kararların alındığını ve uygulandığını hatırlamamız gerekiyor. Kamunun elindeki son derece kıymetli alanlar, kentliler için, kentlerimiz için değerlendirilmek yerine, paraya tahvil edilerek bütçe açığının kapatılması uğruna satılmaktadır. [...]
Meslek örgütlerinin yapısı tartışılmaktadır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın yapılanma çalışmaları ve meslek odalarının yapı üretim sürecindeki rollerinin ele alındığı çalışmalar sürdürülmektedir. Mimarlık Meslek Yasası’nın da içinde yer aldığı bu tartışmaların çok dikkatli bir şekilde takip edilmesi ve müdahale edilmesi gerekmektedir. Mimarlar Odası olarak beklentilerimizle, iktidarın meslek yasası çalışmalarının uyumlu olabileceğini ummak, bu sürecin sorunsuz ilerleyeceğini düşünmek hayalci bir yaklaşım olacaktır. [...]
Mimarlık alanında kalitenin geliştirilmesi, yetki ve sorumluluğun tanımlanması alanında yürütülen çalışmaların sürdürülmesi gerekmektedir. Kaliteli yapı ve yapılı çevre üretiminin sağlanmasının çok yönlü bileşenlerinin birlikte değerlendirilerek irdelenmesi, mimarlık eğitiminden başlayarak meslek alanındaki denetimlere kadar bir bütün olarak ele alınması çalışmalarının önemli birikimler sağladığını görüyoruz. Bu birikimlerin ülkemizin yapı üretim sürecindeki mevzuata yansıması, arayışın bu şekilde tamamlanması yolunda ilgili idarelerle çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. [...]
Ülkemiz, özellikle İstanbul depremini beklemektedir. Elazığ’da geçtiğimiz günlerde yaşanan deprem felaketi bize deprem gerçeğimizi bir kez daha hatırlattı. Yöneticilerin bildik demeçlerini, hasar gören yerleri ziyaretlerini, yardım etkinliklerini izledik ve büyük bir depremin sonrasını düşünerek ürktük. Başbakan suçluyu bulmuştu: Evler kerpiç malzeme kullanımı yüzünden yıkılmıştı, çözümü de söyledi TOKİ bölgede betonarme evler yapacaktı. Bu yaklaşımın basında ciddiye alınarak tartışılması, kerpiç ve betonun karşılaştırmalı testlere tabi tutulması bile tekniğin, bilimin ne kadar hafife alındığının çarpıcı bir göstergesiydi. [...]
Toplum ve mimarlık ilişkilerine önem vermeliyiz. Toplum ve mimarlık çalışmalarının ana eksenlerinden birisi şüphesiz Türkiye Mimarlık Politikası metninin geliştirilmesi ve benimsenmesi çalışmaları olmalıdır. Yaşam kültürünün mekâna yansıması, mimarlığın ülke gündeminde yer alması ve içselleştirilmesi çalışmaları kapsamında Türkiye Mimarlık Politikası metninin bir kaynak olarak değerlendirilmesi ve işlenmesi, metni hazırlayarak kamuoyuna sunan Mimarlar Odası’nın görevleri arasındadır. [...]
Tartışılması her zaman sıkıntılı olmuş bazı konularımız vardır; bunlardan birisi de Oda Genel Kurul yapısıyla ilgilidir. Kayseri’deki Danışma Kurulumuzda Mimarlar Odası’nda katılım, temsiliyet ve demokrasi konularında düşüncelerimi ifade etmiş, artan delege sayısına uygun bir değerlendirme platformunun oluşturulamamasının, genel kurullardan beklenenlerin alınamamasına neden olabileceğini belirtmiştim. Bir ay sonra toplanacak genel kurulumuzun 1122 delegesi vardır. Üye sayımız 1 Mart 2010 itibariyle 36.450’dir. 10 yıl gibi bir süre içerisinde üye sayımız 50 binin üzerinde olacaktır. Sadece genel kurulun değil, bu genişlikte bir örgüt yapısının mevcut kurallar çerçevesinde sağlıklı bir şekilde işletilebilmesi de giderek güçleşmektedir. Örgütlenme Komitesi’nin raporlarında dile getirilen, geleceğe yönelik beklentilerin ve çözüm önerilerinin bu kapsamda irdelenmesini çok önemli buluyorum. [...]