Haziran 2003
İYİ Kİ ÜTOPYALARIMIZ VAR...
  TMMOB Mimarlar Odası Merkez Danışma Kurulu
  TMMOB Bingöl Depremini Değerlendirdi
  Mimarlar Odası Yapı Denetimi Raporu
  UIA Konseyi İstanbul'da Toplandı: UIA 2005 İstanbul Artık Çok Yakın
  UIA "Kentler ve Mimarın Rolü" Çalışma Programı Toplantısı
  Uluslararası Yuvarlak Masa Toplantısı: “Mimarlıkta Sürekli Mesleki Gelişim”
  Mimarlıkta Sürekli Mesleki Gelişim (SMG)
  Uluslararası Yuvarlak Masa Toplantısı TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Yücel GÜRSEL'in Açılış Konuşması
  Çalışma Grupları Koordinasyon Toplantısı ve Konsey Toplantısı
  UIA 2005 Logo Yarışması Ödül Töreni
  UIA 2005 Koordinasyon Konsey Toplantısı
  YARIŞMALAR
  Uluslararası Balkan Mimarlık Konferansı Yeniden Toplanacak
  Mimarlık Dergisi Türkiye’nin Çağdaş Mimarlık Ürünlerini Belgeliyor
  Yangın Yönetmeliğinin Mimari Tasarıma Ve Uygulamaya Getirdiği Yenilikler
  Avrupa Peyzaj Sözleşmesi
  Bayındırlık Ve İskan Bakanına Rapor

BASIN AÇIKLAMALARI

HABERLER

İYİ Kİ ÜTOPYALARIMIZ VAR...

Mimarlar Odası’nın 38. çalışma dönemini Nisan ayında yarıladık. 9-11 Mayıs günleri Bursa’da yaptığımız Merkez Danışma Kurulu’na bir “ara rapor” sunarak Oda çalışmalarının değerlendirilmesini, eksiklik ve aksaklıklarımızın ortaya konulmasını ve “yeni bir Mimarlar Odası ve yeni bir mesleki pratik” için hangi konulara ağırlık vermemiz gerektiği üzerinde tartışma açmayı amaçlamıştım. Bu “ara rapor”, büyük ölçüde yayına hazır olmasına karşın, gündemdeki ağırlıklı konular nedeniyle sunulamadı. Ama daha iyisi oldu, “yeni bir Mimarlar Odası ve yeni bir mesleki pratik” bakımından, çok önemli bir Merkez Danışma Kurulu gerçekleştirdik. Yurdun dört yanından gelmiş iki yüzden fazla meslektaşın iki buçuk gün boyunca düzeyli, verimli, içtenlikli, çalışmalarımıza heyecan katan, şevk verici görüşmeleri ile geleceğe umutla bakabileceğimizi gördük.

 

Yaz aylarına girmekle birlikte, yüksek tempolu, yoğun günler yaşıyoruz. Bu yoğunluğun önemli bir nedeni Hükümetin durmak bilmeyen yasa değişikliği çalışmaları ve bu değişikliklerin büyük bölümünün mesleğimizin ilgi alanına girmesi. Yasal düzenlemelerin bizi ilgilendiren başlıca iki yönü var. Birincisi kıyıları, ormanları, sit alanlarını, kentlerimizi, kültürel ve doğal varlıklarımızı tehdit altına almasıyla “elbette” mesleğimizi ilgilendiren ama aslında herkesin, her kesimin tavır alması gereken yasal değişiklikler gündemde. İkinci yön ise doğrudan mesleği ilgilendiren, mesleğimizin içinde bulunduğu yapı sektöründe gerçekleştirilen ve tasarlanan, “yapı denetimi”, “kamu ihaleleri”, “yerel yönetimler” gibi konulardaki yasal düzenlemeler.

 

Biz bu düzenlemelere ilişkin meslek ortamımızdan süzülüp gelen görüşleri ilgililere iletmeye, yapıcı eleştirilerimizden Hükümeti zamanında bilgilendirmeye çalışıyoruz. Ama Hükümet, bu yasal düzenlemeleri yangından mal kaçırır gibi, hep gizleye saklaya, ancak TBMM’nin karar alma aşamasına gelindiğinde ne olup bittiği öğrenilir şekilde hazırlamayı, sanki, ilke edinmiş. Sivil toplum örgütlerinin, meslek kuruluşlarının görüşleri alınacak diyorlar her zaman. Oysa, olmayan yasa tasarıları hakkında görüşümüzü almaya, hazırlıklarını yaptıkları tasarıları da kamuoyundan gizlemeye, oldu-bittiye getirmeye çalışıyorlar. Peki, bu durumda, örneğin doğal sit alanları yapılaşmaya açıldığında, ya da mimarlık hizmetlerini mimarlar değil de, “danışmanlık” şirketleri yapmaya başladığında olacaklardan sorumlu olanları bulmak, bir işe yarayacak mı? Öyle ise, geleceğe umutla bakabilir durumda mıyız acaba?

 

Bence umutla bakabiliriz. Umutla bakmalı, bakabilmeliyiz.

 

Umut, aynı zamanda hayal kurmayı, geleceği düşlemeyi içermez mi? Eğer bu düşler birer ütopya olsa bile... Hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşündüğümüz, yüzümüzde yalnızca birer gülümseme izi bırakacak olsalar bile düşlemekten vazgeçemeyeceğimiz düşlerimiz olamaz mı? Bu tamamen insani bir durum değil midir? Kaldı ki tarih, zamanında “ütopya” olarak değerlendirilen pek çok düşün, gün gelip gerçekleştiğini göstermiyor mu? Bu bile, en umutsuz durumda bile,  ütopyalarımıza dört elle sarılmak, ütopyalarımızı gerçekleştirmek için çaba göstermemizi gerektirmez mi?

İşte o nedenle, bu yazının başında “yeni bir meslek odası ve yeni bir mesleki pratik” dedim ısrarla ve altını çizerek. Oysa Danışma Kurulu toplantısında böyle bir deyim dile getirilmedi. Danışma Kurulu tartışma konuları içinde “Örgütsel Yenilenme” başlığı kullanıldı yalnızca. Ama bu başlık altında yapılan tartışmalar, getirilen öneriler ve Danışma Kurulu sonrası sürdürülen çabalar, örgütsel yenilenmenin yol haritasının artık çizilebileceğini gösteriyor.

 

Çünkü anlaşılıyor ki, tüm Oda birimleri, böylesi bir çalışmaya “evet!” diyor. Mesleki uygulamada çağdaş standartları yakalamış bir meslek ortamını kurgulayabilecek, bu ortamı meslek içi eğitim, mesleki uygulama ve etik kuralları ile besleyip, zenginleştirecek bir meslek odasının yaratılması umudumuz, umutsuz olmamızı gerektirebilecek birçok olumsuzluğa karşın, artıyor.

 

Burası “benim” meslek odam. Benim, kendi meslek odama ilişkin düşlerim var. Benim gibi binlerce meslektaşın da mesleklerine, mesleği uygulama koşullarına, meslek odalarına ilişkin düşleri var. Bu düşler bencil, köşe dönmeci, paragöz, kaçakçı, hırsız, arsız düşleri değil. Bu düşler, mimarların düşleri. Daha güzel bir dünya, yaşanılır bir çevre için. Nasıl örgütlü olması gerekiyorsa öyle örgütlenmiş, nasıl kurumsallaşması gerekiyorsa, öyle kurumsallaşmış bir meslek odası için. Elbette yaşam statik değil. Değişim önlenemez. Mimarlar Odası gibi bir kuruma, belki bir gün gerek duyulmayacak. Ama şimdi bu Oda, Mimarlar Odası bize gerekli...

 

 


fatih söyler mimarlar odası genel sekreteri


  
ARAMA ARŞİV