435
OCAK-ŞUBAT 2024
 
MİMARLIK'tan

DÜNYADA MİMARLIK MÜZELERİ

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY

  • FNN Sürdürülebilirlik Merkezi
    Havva Alkan Bala, Prof. Dr., Çukurova Üniversitesi Mimarlık Bölümü; Müge Develier, Arş. Gör., Antalya Bilim Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü

TEMA[S]

YAYINLAR



KÜNYE
KORUMA / YAŞATMA

Göç Olgusunun Kırsal Mimari Dokunun Korunmasına Etkileri

Fatma Şahin, Yüksek Mimar; Senem Doyduk, Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

Kırsal yerleşimler ve kentler arasında gerçekleşen göçler, sosyal ve ekonomik temellere dayanmakla birlikte, her iki tarafın da mimari dokularında önemli dönüşümlere neden olmakta. Bu nüfus hareketliliğinin kırsal alanların perspektifinden ele alındığı bu yazıda, göç alan Sakarya-Adapazarı-Işıklar Köyü ve göç veren Kocaeli-İzmit-Ortaköy’deki “kırsal mimarinin farklı iki bozulma süreci” irdeleniyor. Yazarlar, bu iki köydeki yapılı çevreyi karşılaştırarak “fiziki dokudaki bu değişimlerin kapitalist üretim biçimindeki kent-kır ayrışmasına temellendiğini” ileri sürüyor, kırsal alanlardaki sürdürülebilirlik konusuna dikkat çekiyor.

Kırsal alanlar, değişim hızının kente göre daha düşük bir ritimle gerçekleştiği [1], bunun yanında tecrübe ve birikimin geleneklerle aktarıldığı, üretim ve tüketim içeriğinin, hızının kentten farklılaştığı alanlardır. Tarımda kapitalizmin gelişmesiyle, kent ile kır arasındaki bu ayrım ve çelişki derinleşmiş ve keskinleşmiştir. [2] Dolayısıyla, bu alanlardaki fiziki yapının korunması konusu temel koruma ilkelerine dayanmakla birlikte, esasen üretim biçimlerini temel alarak, pratiklerin mekâna yansıma izlerini kapsayan tartışmaları da açmak gerekir. Çeşitli nedenlerle ani ya da zamana yayılarak gerçekleşen insan hareketleriyle oluşan göçler ve bu hareketliliğin yarattığı ekonomik, demografik ve kültürel değişimler sosyal yapıya dolayısıyla da fiziki dokuya etki eder. Kırsal dokuyu oluşturan yapılardan konutlar; barınma, yerel üretim ve sosyalleşme gibi pratiklerin mekânsal yansımalarının en net izlenebileceği yapı tipleridir. Ancak, konut yapısının yanı sıra müştemilat olarak adlandırılan ve tarımsal üretimin, kırsal yaşamın izlerini taşıyan samanlık, ambar, kümes gibi eklerin de dokunun tamamlayıcı unsurları olduğunu belirtmek gerekir. Yapı eklerinin arkasında barındırdığı sosyo-kültürel değişim ve birikim, çağdaş koruma anlayışında bütünün karakteristik parçaları olarak ele alınabilir. [3]

Çalışma kapsamında incelenecek olan, göç alan ve göç veren iki köy, Doğu Marmara bölgesinde günümüze kadar özgün kırsal mimari niteliklerini görece korumuş köylerdir. İki köyde de bu bölgede oldukça yaygın etnik bir yapı olan Manavlar [4] (Türkmenler) yerleşik durumdadır; dolayısıyla coğrafi olarak birbirlerine yakınlıklarının yanında, kültürel yapılanmaları da benzer olan bu iki köyün kırsal mimarisindeki değişimi farklılaştıran en önemli unsur iki ayrı türdeki göç hareketliliğidir. Çalışma, göç hareketlerini, içerisinde bulunulan kapitalist üretim ve tüketim politikalarının kent ve kıra olan yaklaşımı üzerinden temellendirmektedir.

Ekonomik gelişimin tarımsal üretimden; inşaat, sanayi, lojistik ve bilişim alanlarına kaydırılmasıyla kırsal alanlarda öncelikle genç nüfusun göç ettiği Kocaeli-Ortaköy’de yaşlı nüfus barınmaya devam ettiğinden konutlar tamamen boşalmamış, harabeye dönüşmemiştir. Ancak nüfusun azalmasıyla, konut ve üretim mekânlarındaki gündelik yaşam pratiklerinde değişiklikler olmuştur. Adapazarı-Işıklar köyü ise kent yaşamının yıpratıcı hızından ve ileriki yaşlarda daha düşük ritimli bir yaşam sürmek isteyen, gelir durumu orta ve üst seviyedeki nüfusun kırsal alana gelmesiyle göç almıştır. Yeni nüfusun kente ait alışkanlıkları, emeklilik yıllarında ya da haftasonu tatillerinde zaman geçirdikleri konutlardaki mekân organizasyonlarına yansımış ve kırsal dokuyla ilişkisiz yapı tiplerinin sayısı artmıştır.

GÖÇ OLGUSUNUN KIRSAL MİMARİYE ETKİLERİ

Göç hareketleri; ekonomik, sosyal ve yönetsel nedenlerle, zorla ya da yaşam şartlarının gerekliliği doğrultusuyla yapılan toplu yer değiştirmedir. [5] Göç literatüründe iç ve dış göçler olarak temelde ikiye ayrılan bu insan hareketliliğinden iç göçler, kentten kente, kentten kıra, kırdan kıra ve kırdan kente olarak sınıflandırılmıştır. [6] Göçün kente etkilerini inceleyen çalışmalar daha çok kentin sosyolojik ve fiziki yapısına olan olumsuz etkiler üzerinde durmuştur. [7] Bu olumsuz etkinin nedeni, toplu göçlerin bir program dahilinde gerçekleşmemiş olması ve gelen toplulukların iş istihdamı ve barınma problemlerini kendi beceri ve imkanlarıyla çözmek zorunda kalmalarıyla ilişkilidir. Bir sonuç olan göç hareketinin nedenleri başta ekonomik ve toplumsal dönüşümlerken, göçün kendisi de bu dönüşümlerde bir etken olmuştur. [8]

Köylerin göç vermesinin ve köylülerin yerinden olmalarının bir sonucu olarak kırsal dokunun kullanıcısını yitirmesi ve köy yapılarının işlevsiz kalarak bozulmaya başlaması 1950’li yıllarda başlamıştır. Kapitalist ekonomide rantın kente yığılması, böylece kentlerin çekim gücünün artmasıyla başlayan göçler, kırsal bölgelerin boşalarak kırsal ekonominin, üretimin, kültürün ve kıra özgü dokunun yok olmaya başlamasına neden olmuştur. İşsizlik ve daha iyi yaşam koşullarına kavuşma isteği, eğitim, sağlık, kültür hizmetlerine daha kolay ulaşabilme imkanının olması gibi nedenlerden dolayı kentlere göç yıllar içerisinde artmıştır. Çağdaş koşullarda yaşamanın getirdiği teknolojik imkanlarla yeni yapılarda oturma istediği, kırsal mimarideki geleneksel konutların kullanılmasının sonlanmasıyla başlayan koruma problemleridir [9] ve bu problem hem kent hem de kır için geçerlidir. Kırsal alan politikaları nedeniyle geçinmenin zorlaşması üzerine gerçekleşen göç, kenti merkezîleştirmekte ve standartlaştırmaktadır. Köylerdeki yerel ve kültürel kimlik kaybolarak, kırsal alanlar ekonomik ve teknolojik yönden gelişememektedir. Bu sorunlardan dolayı göçle geleneksel konutların ve konut etrafında biçimlenmiş olan müştemilatların yok olmaya başlamasıyla köyün morfolojik yapısında meydana gelen değişimler, kırsal yerleşim alanlarındaki sorunlara çözüm ve öneriler geliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu öneriler ancak, kırsaldaki ekonomik ve teknolojik iyileştirmelerle hayata geçebilir.

Göçün kırsal mimariye etkisi daha çok kırdan kente göç türü özelinde incelenmiştir. [10] Kentten kıra yapılan göçün kır kültüründe ve kırsal mimariye etkileri konusu ise, daha çok turizm çerçevesi kapsamında incelenmiştir. [11] Kentten deniz, ırmak ya da yayla bölgelerine kontrolsüz ve plansız göçle, köy ve kırsal alan niteliği kaybolmuş, yapı yoğunluğu artmış ancak en önemlisi kentleşmeden ötürü kırsal üretim kaybedilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen Işıklar köyü ise turistik bir çekim merkezi olacak doğal unsurları taşımamakla birlikte İstanbul’a yakınlığı nedeniyle göç almıştır, bunun etkileri bir sonraki başlık altında detaylandırılacaktır. Kentlerde yaşayan ve kent hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyen kentli burjuva ve kentli küçük burjuva sınıflarının, kıra ve doğaya göçü, kapitalizmin kırı ve doğayı metalaştırıp birer manzara unsuruna, alınıp satılır bir tüketim nesnesine dönüştürerek buraları tahakküm altına almasıdır. Çünkü kıra göç eden sınıflar kırsal üretime -çoğunlukla- dahil olmamakta, kırı bir dinlenme ve eğlenme ortamı olarak deneyimlemektedir. Bu eğilimin, kentli yaşam alışkanlıklarının ve konfor beklentisinin sürdürülmesi refleksinden kaynaklandığı ileri sürülebilir. Kırsal alana yerleşen, köylü olmayan yeni sınıfların inşaat ve yerleşim pratiği, villa tipinde yahut köy evi biçimselliğinde olsa da barınma işlevi, tarımsal üretimden yalıtılmış, dinlenme veya zihinsel üretimle gerçekleşmiştir.

Yeni inşa edilen yapıların farklı malzeme, strüktür, biçimsellik ve mekân organizasyonundan oluşması var olan kırsal dokuyu bozan bir etki olarak algılanmaktadır. Oysaki, göç sonucu gelen yeni sınıfın içinde barınacağı konutun geleneksel dokuyla “uyumlu” olması, yerel malzeme ve geleneksel yapım teknikleri kullanılarak inşa edilmesi, “köy tipi” evlerin tekrarlanması koşullarında da doku bozulmaktadır. Bir diğer deyişle sorun tek başına malzeme, biçim ve mekân tipolojisi değildir. Görsel ve biçimsel olarak “uyumlu” olsa da tarımsal üretimin, kırsal kültürün sürdürülmediği bir dokuda biçimsel olarak yapıların “geleneksel ev” görünümünde olması, bağlamını ve koruma değerlerini yitirmiş bir koruma girişiminden ibaret olacaktır. Bu bağlamda değişik malzeme ve biçimsellikler dokunun bozulmasındaki gözle görünen etkenler gibi algılansa da esasen bozulan tarımsal üretim ve kır kültürüdür. Dolayısıyla zarar veren unsurların prefabrik ve betonarme binalara, korunacak olanın da geleneksel köy evine indirgenmemesi gerekir. Köy geleneği ve kırsal kültür ortadan kalktığı için yeni malzeme ve biçimsellikle dokuda beliren yeni yapı ve mekân tipleri sadece bir sonuç üründür. [12] Göç hareketliliğinin kırsal mimariye etkileri göç alan ve göç veren iki köyün karşılaştırmasıyla incelenecektir.

GÖÇ ALAN IŞIKLAR KÖYÜ

Sakarya ili Adapazarı ilçesine 19 km mesafede bulunan Işıklar kolay erişilir konumu nedeniyle başta İstanbul olmak üzere yakın illerden göç almış bir köydür. (Resim 1) Köy yerleşimi toplu bir şekildeyken, göç ile gelenler yerleşimin çeperlerine doğru dağılmışlardır. Eski adı Döğdüren olan köyde göç hareketliliği 1900’lü yıllara tarihlenmektedir. [13] 1916 yılında 19 haneden oluşan köy [14] aldığı göçlerle büyümüştür. Adapazarı ovasının az eğimli-eğimli yamaçlar kısmında yer alan konumunun az eğimli yerinde köy topluluğu yer alırken, (Resim 2) göç ederek gelenler manzara görüşünün de etkisiyle tepeliklere yerleşmişlerdir.

Köy merkezinde konutlar dışında, 3 su deposu, 1 cami, 2 kahvehane, 1 Kuran kursu, 1 türbe, 1 çocuk oyun parkı, 1 futbol sahası ve kullanılmayan 1 okul bulunmaktadır. (Resim 3) 63 adet konut bulunan köyde geleneksel konut sayısı 8’dir ve bunların 5 tanesi boştur. Köydeki konut ağırlıklı olarak betonarme (32) ve prefabrik (23) yapım sistemindedir. 63 yapının 30 tanesi göç edenler tarafından inşa edilmiştir ve bunların 21 adedi prefabrik yapıdır. Görüldüğü üzere, köyün yerlisi de ağırlıklı olarak betonarme yapıya geçmiştir.

Köy betonarme ve prefabrik yapılardan oluşsa da köy merkezindeki evlerde yaşayan yerel halk tarım ve hayvancılıkla geçimini sürdürmekte, bu üretim ilişkileri yapı eklerinden ve açık mekân kullanımlarından izlenebilmektedir. Konutların zemin katları tarım aletleri için depo olarak kullanılırken birinci katlar yaşam mekânlarıdır. Konut çevresindeki açık alanlar fındık, mısır ve süpürge saplarının kurutulmasına ve aile ihtiyacını karşılayacak sebze meyve yetiştiriciliğine yönelik kullanılmaktadır. (Resim 4) Köyün çevresindeki tarım arazilerinde buğday, mısır ve ayçiçeği de yetiştirilmekle birlikte fındık en önemli geçim kaynağıdır. Tarım arazilerinde sulama için kullanılan su depoları bulunmaktadır.

Köyün çeperinde yer alan göçle gelmiş ailelere ait 30 konutun 12 tanesinde sürekli yaşanmakta, 18 tanesi ise hafta sonu ve tatillerde kullanılmaktadır. Bu konutlar köyün çeperinde ve sokakla ilişkisiz geniş bahçeler içerisinde ve bahçe duvarı ya da çitlerle çevrili durumdadır. Yeni tip evler köyün merkezinde, yerel halk tarafından kullanılan bölgede de gözlenmektedir. (Resim 5) Fotoğraflardan da görüleceği üzere, köydeki konut dokusunda az katlı apartman tipi konutlar hâkimdir.

Bu görünüm köydeki kırsal mimarinin korunamadığı izlenimi verse de köy merkezindeki yerel kullanıcının üretim ilişkileri ve geçim kaynakları hala tarımsal üretime ve hayvancılığa bağlıdır. Bu da ek yapılardaki samanlık, ahır, fırın, depo, ambar gibi işlevlerden ve açık mekân kullanımlarından izlenmektedir. Bir diğer deyişle, köyde kırsal yaşam ve kırsal üretimin mekânları varlığını sürdürürken, geleneksel konutlar yıkılmıştır. Yerel halk tarafından da yeni malzeme ve yapım sistemine geçilmiş olmasının nedenleri, geleneksel yapı üretimini yapan ustaların kalmaması, tesisat, ısıtma gibi zorluklarla ilişkilendirilebilir. Bu nedenlerin yanında, tıpkı kent merkezlerinde olduğu gibi, köyde de yeni ev yaptırma bir ekonomik güç ve prestij göstergesidir. Geleneksel konutlarda yaşamını sürdüren 3 hane, (Resim 6) koruma bilincinin gelişmişliğinden değil, yeni ev inşa ettirecek ekonomik güçlerinin olmamasından dolayı evlerini yıkmamışlardır. Kullanılmamakta olan 5 geleneksel konutun sahipleri de bu konutların yanında ya da bir diğer parselde yeni ev yaptırmışlar; “baba ocağı” diye andıkları eski evlerini koruma bağlamında “anı değeri” olarak tanımlanabilecek değerlerle yıkmamışlardır. Bir diğer deyişle anı değerinin korunmasını sağlayabilecek ekonomik güce sahiptirler. Işıklar köyündeki konut görüntüsü kırsal mimarinin konut tipolojisini barındırmamakta ancak kırsal yaşam ve kırsal üretimin mekânlarını barındırmaktadır.

GÖÇ VEREN ORTAKÖY

Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan Ortaköy, yakın çevresindeki Roçkan ve Toraman mevkileriyle birlikte Bağlıca Mahallesi’ne bağlıdır. (Resim 7) Toplam 19 konutun bulunduğu köyde, 7 adet ahşap karkas geleneksel yapı, 10 betonarme ve 2 prefabrik yapı bulunmaktadır. Köyde 2 cami dışında ortak alan bulunmamaktadır. (Resim 8) Bir tepelik üzerinde konumlanan Ortaköy’ün, merkezinde hafif eğimler bulunmakta, (Resim 9) bu da konutların sokakla ilişkisinde etkili olmaktadır. Tarımsal üretim; arpa, mısır, ayçiçeği, yulaf, buğday iken sebze ve meyve konut bahçelerinde gündelik, mevsimlik ihtiyaçları karşılayacak miktarda ekilmektedir. Ağırlıklı üretim arpa ve buğday olduğu için, kırsal dokuda konut çevrelerinde en çok ambar ve samanlık yapıları gözlenmektedir.

Genç nüfusun son 15 yılda göç ettiği köyde kullanıcılar orta yaş grubudur. 7 geleneksel konuttan 6’sı kullanılmaktadır. Ahşap, kerpiç ve tuğla dolgu [15] türlerinden her birinin örneği köyde bulunmaktadır. (Resim 10) Dolgu ve ahşap strüktüre ait dikmelerin araları kireç ve çamur harcıyla sağlamlaştırılmıştır. Günümüzde sadece kiremit ile örtülmüş olan çatılarda, geçmişte “kapılca” [16] ismi verilen bitkinin saplarının da kullanıldığı öğrenilmiştir. Çatı konstrüksiyonunun altında döşeme olmayan konutlarda ipekböceği yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Konutlar bahçe içinde değildir ve doğrudan sokağa açılmaktadır. (Resim 11) Köydeki tüm konutlar sokağa açılırken müştemilatlar konut çevresinde görülmekte ve köyde bu ek yapılar “yanlık” olarak adlandırılmaktadır. (Resim 12) Köydeki az sayıda yapıların arasındaki bu yanlıklar köyün kırsal mimarisinin önemli unsurlarındandır. Mısır çiti; mısır koçanlarını kurutmak için kullanılan, ahşap iskelete 2-4 cm kalınlığındaki ahşap çubukların çakılarak üretildiği, mısırın kapaklardan iç mekâna yerleştirildiği ek yapılardır. (Resim 13) Fırınlar ekmek yapımı için konutların önlerinde konumlanmış, ateşlik kısmı taş veya tuğla kubbe ile örtülü, iç kısmı da tuğlayla örülmüştür. Bazı örneklerde kubbenin üzerinde beşik çatı uygulandığı gözlenir. (Resim 14) Samanlıklar; yerelde “çandı” olarak adlandırılan birbirine geçmeli ahşap yapım sistemiyle tek mekândan oluşan hayvan yemlerinin taşınmasında kolaylık olması için ahırlara yakın inşa edilir. (Resim 15) Ahırların içleri; büyükbaş hayvanların yaş grubuna ve cinsine göre düzenlenmekte, havalandırma için 40-50 cm genişlikte pencereler bulunmaktadır. Kümeslerde tavuk ve hindi yetiştiriciliği yapılırken ambarlar da tahıl depolamak için çok sayıda ve değişik boyutlarda yapılmıştır. “Guruluk” olarak adlandırılan mekânlar, yapı çevresinde olabildiği gibi yapıların zemin katlarında da görülmekte, ardiye, ambar ve gübre deposu olarak kullanılmaktadır.

Geleneksel konutlar iki büyük depremde hasar görmüş ve bazı ahşap çerçeveli dolgu duvarlar tuğla örülerek yenilenmiştir. Ayrıca, ekonomik gelir seviyesi daha iyi olan konut kullanıcılarının da duvarları tuğla malzeme ile yeniledikleri gözlenmiştir. Deprem etkisiyle ve ailelerin genç üyelerinin göç etmesiyle 7 adet geleneksel konutun plan şemalarında gerçekleşen en önemli değişiklik, katlar arasındaki mekân çözümlemelerinde gerçekleşmiştir. Göç eden ailelerden boşalan üst katlardaki odalar, ambar ve depoya dönüştürülmüştür.

SONUÇ

Göç alan Adapazarı-Işıklar köyü ile göç veren İzmit-Ortaköy, birbirlerine yakın coğrafi konumları nedeniyle iklimsel ve topografik niteliklerde olduğu kadar sosyal yapıları da Manav grubun varlığıyla benzeşen, yapılaşmada da malzeme ve yapım sistemleri benzer olan, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylerdir. İki köyün fiziki yapılarındaki farklılaşmanın en öne çıkan nedeni göç unsurudur. Işıklar köyündeki yapı stokunun % 52’si son 5 yılda, Ortaköy’deki yapıların % 79’u 10 yıldan daha eski bir zamanda inşa edilmiştir. Işıklar köyünde geleneksel yapılar stokun % 13’ünü oluştururken bu yapıların % 37’si kullanılmaktadır. Ortaköy’de geleneksel konutların oranı % 37’dir ve kullanım oranı % 86’dır. İki köyde de ağırlıklı olarak yaşlılar yaşamaktadır. 50-71 yaş aralığı yoğunluğu iki köyde de % 50 civarındadır. Geleneksel konutlar iki köyde de sokakla doğrudan ilişkili iken, Işıklar’daki göç ile gelenlerin konutları geniş bahçeler içerisinde yüksek bahçe duvarlarıyla çevrilmiştir.

Kırsal mimarinin korunması konusu, ulusal -ve hatta uluslararası- tarım ve hayvancılık politikalarına temellenmektedir. Tarımsal üretimdeki ekonomik gelir seviyesi düştükçe, kırsaldaki yerel kullanıcının eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılanamadıkça, kentin olanaklarıyla kırın olanaksızlıkları arasındaki makas açıldıkça, kırsal dokunun varlığını sürdürmesi konusunun mimari koruma ilkeleriyle gerçekleştirilmesi olanaksız gözükmektedir. 1950’lerde başlayan kent ve kır ayrımından itibaren ulusal yatırımlardaki farklılaşma günümüzde halen sürmekte; yalnız ülkemizde değil, dünyanın pek çok kentinde kapitalist rantla ekonomik, sosyal ve kültürel yatırım kente yığıldığı için köylerin kırsal niteliklerinin yitirilmesine neden olmaktadır. Sözü edilen kent-kır olanakları farklılaştıkça, kırsal alandan ya göç edilmekte ve alan boşalmakta ya da köyler kentli küçük burjuva tarafından tatil ve dinlenme alanı olarak kullanılıp kır ve doğa tahakküm altına alınmaktadır. Kapitalist ideolojinin doğa ve kıra ait sembolik imgeleri metalaştırmasıyla, [17] kır kültürü kentli küçük burjuvaya satılabilir bir unsura dönüşmektedir. Köylünün işçiye dönüşmesi için, 1950’li yıllardaki gibi kente giderek fabrikada çalışmasına gerek kalmamış, kapitalistleşen üretim, köylüyü “yerinden etmeden” yurtsuzlaştırmış ve proleterleştirmiştir.

Kırsal yoksulluğun azaltılarak ekonominin geliştirilmesi hedeflenirken kırsal yerleşim alanlarında altyapı çalışmalarının yapılması, doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanması ve kırsal yerleşim çevrelerinin iyileştirilmesi hedefler arasında gösterilmiştir. Ancak Ortaköy ve Işıklar için günümüzde yapılması hedeflenen bu kalkınma planlamalarının uygulanmadığı, herhangi bir sektörel yaklaşımın benimsenmediği tespit edilmiştir. Valilik ve kalkınma ajanslarıyla imzalanan protokoller çerçevesinde köylerdeki yeni yapılaşmaları kontrol altına alma hedefli “köy tasarım rehberleri” [18], kırsal mimarinin karakterine, yani kontrolsüz, kendiliğinden, o yerin imkanına ve ihtiyaçlarına yönelik inşa etme geleneklerine aykırıdır. Köyün, bir kent parçası gibi planlanarak ve tasarlanarak inşa edilme girişimleri koruma, tasarım, rehber gibi kavram ve terimlerin kullanılması yoluyla kırsal yerleşimi metalaştırarak inşaat hızının artmasına sebep olan girişimlerdir. Mimari korumanın ilgi odağının dışında kalan, örneğin mazot, gübre, tarımsal ilaç fiyatlarındaki artış, hatta köy meralarında hayvan otlatmanın ücrete bağlanması gibi konular, kırsal mimarinin korunması konusuyla ilişkili yaşamsal gerçekliklerdir. Kırsal alanlardaki sürdürülebilirliğe ve inşaat hızının azalmasına koruma düşüncesinin verebileceği katkı, plan tipolojilerinin seçilebileceği tasarım ve inşaat katalogları üretmekten ziyade; kümesin, ambarın, mısırlığın, samanlığın korunması önerilerini içermelidir. Kırsal yaşamın ve kırsal üretimin mekânlarının korunması ve yaşatılması çerçevesinde konut ve müştemilatın korunması kadar, ulusal kır politikaları da korumanın kuramsal ve pratik alanına dahil olması gerekir.

* Resimler yazar Fatma Şahin’in, Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü tarafından 2020 yılında kabul edilen “Adapazarı- İzmit Bölgesindeki Kırsal Mimarinin Korunması Konusunun Göç Olgusu Üzerinden İncelenmesi” başlıklı Yüksek Lisans Tezi’nden alınmıştır.

KAYNAKLAR

Akkayan, Taylan, 1979, Göç ve Değişme, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul.

Bağlı, Mazhar, 2005, “Türkiye’de Göç ve Kentleşme”, Uluslararası Göç Sempozyumu Bildirileri: İstanbul, 8-11 Aralık, ss.215-225.

Castles, Stephen; Miller, Mark J., 2008, Göçler Çağı: Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

Çakmak, Bilgehan Yılmaz, 2011, “Kırsaldan Kente Göç ile Kent Çeperlerinde Oluşan Konutların Mekânsal Dizim Yöntemiyle Analizi: Konya Örneği”, Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.

Çetin, Murat; Çokca, Ece, 2017, “Eklerin Sosyo-Kültürel Değer Barındırma Potansiyeli: Büyük Valide Han”, XXI, sayı:Temmuz-Ağustos.

Ersoy, Melih, 2016, “Göç Olgusunu Nasıl Okumalı?”, Mimarlık, sayı:391.

Görgün, Esra Kut; Yörür, Neriman, 2018, “Kırsal Yerleşmelerde Özgün Dokunun Korunmasında Bir Araç Olarak Köy Tasarım Rehberleri: Ödemiş, Bademli Örneği”, TÜBA-KED, sayı:17, ss.25-47.

İçduygu, Ahmet; Sirkeci, İbrahim, 1999, “Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Göç Hareketleri”, 75 Yılda Köylerden Şehirlere, Tarih Vakfı Yayınları, ss.249-267.

Kafescioğlu, Ruhi, 1955, “Kuzeybatı Anadolu’da Ahşap Ev Yapıları”, Doçentlik Çalışması, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, İstanbul.

Kaya, Nezihat Köşklük, 2016, “Kırsal Mimarlık Mirasının Korunmasında Turizmin Rolü: Cumalıkızık Köyü Örneği”, Ege Mimarlık, sayı:Ocak 2016, ss.28-31.

Lefebvre, Henri, 2016, Şehir Hakkı, Sel Yayıncılık, İstanbul, ss.85.

Muşkara, Üftade, 2017, “Kırsal Ölçekte Geleneksel Konut Mimarisinin Korunması: Özgünlük”, SEFAD, sayı:37, ss.437-448

Narin, Resul, 2018, “Sakarya Türkmen / Manav Tarihi”, Yedi Asırlık bir Tarih, Sakarya Yerel Kültür Derneği, Adapazarı.

Nerse, Serdar; Türk, Emrullah, 2017 “Kırsal ve Kentsel İlişkilerde Değişim: Yeni Tanımlamalar ve Kavram Okumaya Yönelik bir Analiz” Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, sayı:63, ss.504-525.

Nikitin, P., 1995, Ekonomi Politik, Sol Yayınları, Ankara.

Olgun, Gülce; Gülçubuk, Bülent; Kızılaslan, Nuray; Eroğlu, Dilek; Kan, Mustafa; Soysaldı, Erkin, 2015, “Kırsal Kalkınma Paradigması ve Yeni Arayışlar”, TMMOB Ziraat Mühendisliği Odası, Türkiye Ziraat Mühendisliği VIII. Teknik Kongresi, Ankara, ss.1360-1382.

Öğdül, Hürriyet; Gül, Mustafa; Olgun, İnci; Yücel, Demet; Çalışkan, Çare, 2018, “Küre-Ersizlerde Köy Tasarım Rehberi; Süreç ve Yöntem Üzerine bir Tartışma”, Planlama Dergisi, sayı:28, ss.1-14.

Sağıroğlu, Özlem, 2016, “Korumada Turizmin 'Kurtarıcı' Rolü Üzerine”, İdealkent, sayı:19, ss.550-586.

Stark, Oded, 1991, The Migration of Labour, Basil Blackwell, Cambridge.

Şahin, Fatma, 2020, “Adapazarı- İzmit Bölgesindeki Kırsal Mimarinin Korunması Konusunun Göç Olgusu Üzerinden İncelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.

Türkün, Asuman, 2015, “Türkiye’de Göç Dinamikleri ve Sosyo-Mekânsal Dönüşüm”, Mimarlık, sayı:386.

Türüt, Filiz, 2019, “Mübadele Sonrası Sakarya’ya Yapılan Göçler ve Bu Göçlerin Serdivan’a Etkisi”, Yüksek Lisans Tezi, Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Üner, Sunday, 1972, Nüfusbilim Sözlüğü, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, Ankara.

Yıldırım, Fatma Nur, 2019, “Göç Olgusu ve Göçmen Konutları”, Yüksek Lisans Tezi, KTO Karatay Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.

URL-1. “Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sakarya Rehberi”, (https://www.sakarya.bel.tr/). [Erişim: 06.10.2019]

NOTLAR

[1] Nerse, S., Türk, E., 2017.

[2] Nikitin, P., 1995, s.130.

[3] Çetin, M. ve Çokca, E., 2017.

[4] Narin, R., 2018.

[5] Akkayan, 1979, Stark, 1991; Castles ve Miller, 2008; Yıldırım, 2019.

[6] Üner, 1972.

[7] Bağlı, 2005.

[8] İçduygu ve Sirkeci, 1999.

[9] Olgun vd., 2015.

[10] Çakmak, 2011; Türkün, 2015; Ersoy, 2016.

[11] Kaya, 2016; Sağıroğlu, 2016; Muşkara, 2017.

[12] Şahin, 2020.

[13] Türüt, 2019.

[14] URL-1

[15] Kafescioğlu, 1955.

[16] Buğday grubundan olan Kaplıca Yem Bitkisi yörede kapılca ismiyle anılmaktadır.

[17] Lefebvre, 2016, s.85.

[18] Son 10 yılda, bu konuda çok sayıda çalışma yapılmış, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Valilikler ve Kalkınma Ajanslarıyla yapılan protokoller kapsamında hazırlanan projelerle, akademik kurumlar döner sermaye işletmeleri üzerinden köy tasarlama rehberleri hazırlamışlardır. Yerel özelliklerin de incelenmesi yoluyla, köylerin nasıl ve hangi kriterlerle “tasarlanması gerektiğine” dair hazırlanmış rehber örnekleri için bkz. Görgün ve Yörür, 2018; Öğdül, H., Gül, M. vd. 2018.

Bu icerik 1519 defa görüntülenmiştir.