ETKİNLİK
Fakültenin Ötesi: ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi ve META JFA Sergisi
Bengüsu Döngül, Doktora Adayı, ODTÜ Mimarlık Tarihi Lisansüstü Programı
50. yılına ulaşan ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi (METU Journal of Faculty of Architecture), 9 Mayıs’ta ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde bir panel ve sergi ile kutlandı. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Kubbealtı’nda gerçekleşen panelin ardından Pelin Yoncacı Arslan’ın küratörlüğünde hazırlanan “META JFA” başlıklı serginin açılışı yapıldı. Yazar, akademik mimarlık yayıncılığı üzerine düzenlenen panel ve Dergi’nin 50 yıllık birikimi üzerinden hazırlanan sergiye ilişkin izlenimlerini paylaşıyor.
Akademik yayınları, bilimsel bilginin dolaşımını sağlayan metinlerle birlikte belirli bir dönemin tartışmalarını, teknolojisini ve düşünsel iklimini de barındıran birer kaynak olarak görmek mümkün. Bir derginin sayfalarında toplanan yazılar, kimi zaman yazıldıkları bağlamı aşarak başka ilişkiler kurabiliyor; yeni toplulukları biraraya getirebiliyor. Bu yönleriyle akademik yayınların, yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda bellek ve veri üreten, böylece hem akademik araştırmaları hem de toplumu besleyen yapılar olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.
ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, bu değerin bilinci ve ilhamına sahip ellerde ellinci yaşında da zamana ayak uydurmayı ihmal etmeden ama özünden de ödün vermeden akademik ortamda var olmaya devam ediyor. Özellikle beşeri bilimler alanında yayın yapan dergilerin devamlılığı aynı paylaşım ruhunu paylaşan insanların birlikteliği üzerinden şekilleniyor. Bu bağlamda akademik yayın denildiğinde akla gelen indeksler ve ölçütler, kimi zaman belirli bir standartta buluşmanın bir yolu olarak görülse de kimi zaman yayınların özgün niteliklerinin indirgenmesi riskini doğurabiliyor. Bu dergilerin akademik yayınlar arasında kimliklerinden ödün vermeden varlıklarını sürdürmeleri, söyleyecek bir sözü olan bu insanların yarattığı kolektif iradeyi daha da görünür kılıyor.
ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi’nin (METU JFA) elli yıllık yolculuğu, bu bağlamda, hem akademik yayınların oluşturduğu belleğe dair düşünmeye hem de akademik yayıncılığın geleceğine yönelik konuların tartışmaya açılmasına vesile oldu.
Panel: “Akademik Dergi Yayıncılığının Dünü, Bugünü ve Yarını”
9 Mayıs’ta ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin Kubbealtı salonunda gerçekleşen panel (Resim 2), akademik dergilerin yalnızca bilgi aktarım mecraları değil, aynı zamanda farklı kuşaklar ve topluluklar için ortak bir bellek oluşturduğunu düşündürdü. Açılış konuşmasını yapan, derginin editörü Osman Balaban, derginin 50 yıllık yolculuğuna dair paylaştığı sayısal verilerle bir “profil” sundu. Dikkat çeken noktalardan biri, yayımlanan yazılardan yalnızca % 12’sinin ODTÜ adresli olmasıydı. Balaban, yayımlanan yazıların önemli bir bölümünün Türkiye dışından, çoğunlukla Orta Doğu ve Balkan ülkelerinden katkılardan oluştuğunu da aktardı. Gelen yazıların % 64 oranında İngilizce dilinde olduğu verisi de hesaba katılırsa, derginin uzun süredir bir kurum dergisi olmaktan çıktığını ve uluslararası akademik platformda kendi kimliğiyle bir yer edinmiş olduğunu gözlemlemek mümkün. Yakın zamanda uygulamaya geçen açık erişim sistemi de bilginin erişilebilirliğinin günümüzde yayıncılığın belki de en önemli yönü haline gelmekte olduğunun ipucunu veriyor.
Panelin açılış konuşmasını takip eden ilk konuşmayı Ali Cengizkan yaptı. Konuşmasında öne çıkan konulardan biri derginin bellek oluşturma işleviydi. Cengizkan, konuşmasında dinleyicileri derginin tarihçesiyle karşılayarak, 1975’te Suha Özkan’ın inisiyatifiyle, fakültenin adını taşımasına rağmen özerk bir yapı olarak kurulduğunu anlattı. Bu tarihçeyi sunarken, derginin geçmişten bugüne nasıl şekillendiğini ve güncel olayların etkisini nasıl derinden hissettiğini vurguladı. Dikkat çeken noktalardan biri, Cengizkan’ın derginin “enerjik” varlığını, bilgi ve düşüncelerini paylaşmak isteyen insanların biraraya gelmesine ve fikirlerini aktarma motivasyonuna bağlamasıydı. Bu paylaşım ruhunun derginin sürekliliği için oynadığı kritik rol, birçok yayın için de geçerli olmalı.
Derginin günümüzde de akademik yayınlar arasında kabul gören indekslerde yer alması konusunda bir parantez açan Cengizkan, bu durumunun, derginin nitelikli yazarları, hakemleri ve konu dağılımı konusundaki üstünlükleriyle başarıldığını belirtti. Bu da akademik yayınlar bağlamında ODTÜ MFD’nin nitelikli ve devamlı üretiminin görünürlüğünü ortaya koyuyor.
Cengizkan ayrıca, derginin yalnızca kendi arşivini değil, aynı zamanda döneminin yayıncılık koşullarını da yansıttığını paylaştı. Basım tekniklerinin zamanla değişmesine uyum sağlayabilmesi, yakın zamanda kapanmış olan fakülte basım işliğinin geçmişteki varlığı ve bu mekanizmanın fakültenin tüm yayınları için oluşturduğu önem, derginin sürekliliğine dair güçlü bir izlenim uyandırdı. Bu açıdan ODTÜ MFD’nin elli yıllık yolculuğu, sadece akademik bir derginin tarihinin ötesinde, aynı zamanda bir topluluğun ve kolektif emeğin ürünü ve bir bellek üretme süreci olarak görülebilir.
Panelin ikinci konuşmacısı Zehra Taşkın, dergilerin kimliği üzerine düşünmeye davet eden bir çerçeve sundu. Çok dilli, üniversite ve dernek gibi kurumların dergilerinin akademik yayınlar arasında ayrı bir yeri olduğunu ifade eden Taşkın, ticaret odaklı sistemlere hizmet eden yayınlar ile yayın için ücret almayan kurum dergilerinin eşit olmayan koşullarda birarada bulunduğunu belirtti.
Taşkın’ın vurguladığı bir diğer nokta, beşeri bilimlerde kullanılan dizin sistemlerinin indirgemeci olabilmesiydi. Bu, akademik yayıncılığın başarı kriterlerinin çoğu zaman sayılara indirgenmesine rağmen, özgün içerik ve bağlam çeşitliliğinin daha değerli olabileceğini düşündürdü. Bu bağlamda nitelik odaklı sistemlerin geliştirilmeye başlandığını aktaran Taşkın, temel bilimlere bağlı metriklerin ve kriterlerin mimarlık alanında birçok çalışma için uyumlu olmadığına dikkat çekti. Bu konuda makalelerin alana katkılarının başka yöntemlerle değerlendirilmesi üzerine çalışmalar yapıldığını ve bu tip sistemlerin yaygınlaşmaya başladığını ifade etti. ODTÜ MFD gibi mimarlık alanında makalelerin yayımlandığı çok dilli ve kurumun adını taşıyan yayınların, kendi özgünlüğünden ödün vermeden varlık göstermesi ve bunu sürdürmesi açısından bu kapsayıcı sistemlerin geliştirilmesi kritik görünüyor. Şu an mevcut nitelikleriyle bu sistemlerde yer alabilmeyi başaran ODTÜ MFD’nin asıl gücü, belki de, bu tür standartlaştırıcı mekanizmalara rağmen nitelikli kimliğini koruyabilmesinde yatıyor.
Son konuşmacı Ayhan Akanay Saraçoğlu’nun “araştırmacının açısından yapay zekâ”ya dair vurguları panelin bakışlarını biraz daha yakın geleceğe çevirdi. Saraçoğlu’nun aktardığı üzere, artık adeta birer veri analizi atölyelerine dönüşen akademik yayın kuruluşlarında, veri tabanlarındaki kaynak arama sistemlerinin gelişmesi ve yapay zekâ ile desteklenmesi, araştırma süreçlerini kolaylaştırıcı ve zaman kazandırıcı gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor.
Saraçoğlu, üretilen yapay zekâ modellerinin yanlı verileri dikkate alması durumunun bu verilerin işlendiği araştırmalarda taraflı sonuçlar üretmesi sorunu üzerine çalışmalar yapıldığını belirtti. Kaynakların açık şekilde ortaya koyulduğu, şeffaf ve takip edilebilir yöntemlerin geliştirilmekte olduğunu ifade etti. Henüz gelişmekte olan bu çalışmalar, katılımcıları günümüzde yapay zekâ algoritmaları yardımıyla yapılan araştırmaların yönlendirmelere açık şekilde gerçekleşmiş olması olasılıkları üzerine düşündürdü. Yalnız bu soruyla sınırlı kalmamak üzere yapay zekânın kontrolsüz kullanımı konusunun, akademi ve akademik yayıncılığın önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceğine dair önemli sorular doğuracağı açık görünüyor. Bu bağlamda derginin ellinci yılı vesilesiyle düzenlenen bu panel, sadece geçmişi hatırlama değil, geleceğe dair düşünme fırsatı da sunmuş oldu.
Bu bilgilendirici ve aynı zamanda ufuk açıcı panel konuşmalarının ardından META JFA isimli serginin açılışına geçildi. (Resim 3, 4)
“META JFA” Sergisi
Küratörlüğünü Pelin Yoncacı Arslan’ın üstlendiği ve lisansüstü öğrencilerinin katkılarıyla gerçekleştirilen “META JFA”isimli sergi, ODTÜ MFD’nin uluslararası ortamda kullanılan “METU Journal of Faculty of Architecture (METU JFA)” ismine referansla akademik bir derginin etkisinin fakültenin çok ‘öte’sine ne zaman, nerede ve nasıl uzandığını gözler önüne serdi. Panelde gerçekleşen konuşmaları takiben açılışı gerçekleşen sergide, farklı medya ve yöntemlerin biraraya getirilmesi, elli yıllık ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi’nin yalnızca bir akademik yayın olmanın ötesinde çok katmanlı ve çok yönlü olarak okunmasını pekiştirdi.
Derginin geçmişteki hazırlık süreçlerinde kullanılan yöntemlerle bir çalışma ortamının canlandırılmasını içeren bölüm (Resim 5), panelde Cengizkan ve Taşkın’ın da vurguladığı değişen akademik yayın yöntemlerini somutlaştıran dikkat çekici bir öğe olarak öne çıktı. Bu kısım, yayıncılığın sadece içerik değil, aynı zamanda süreç ve yöntem bağlamında da bir bellek alanı oluşturabileceğini düşündürdü.
Sergide öne çıkan çalışmalar arasında, yayımlanan makalelerin konu ve yazar analizleri üzerine yapılan arşivleme ve haritalama çalışmaları, tarih şeridi ve video enstalasyonları yer aldı. (Resim 6-9) Bu ögeler, derginin gelişen etki alanını ve geçmişten günümüze nasıl değiştiğini somut bir şekilde görme olanağı sağladı. Her bir çalışmada ortaya koyulan veri ve ilişki ağlarının açtığı konular, akademi ve akademik yayınlar üzerine potansiyel araştırmalar için de bir düşünme fırsatı sundu.
Sergi aynı zamanda, derginin Türkçe ve İngilizce yayınlara yer vermesi, uluslararası işbirliklerinin görünür hale getirilmesi ve araştırma ağına dair ipuçları sunması açısından da fakültenin ‘öte’sinde bir etki alanı olduğunu kanıtlar nitelikteydi.
Serginin geneline bakıldığında ODTÜ MFD’nin, salt bir akademik yayın olmaktansa, gelecekte yapılacak araştırmalara ilham veren bir platform olarak görülmesi mümkün. Bu ilham esintisini fakültenin duvarlarındaki tuğlalara uyguladıkları yerleştirmelerle fakültenin farklı uç noktalarına kadar sızdıran sergi, ziyaretçiyi dergiye ve arşivine yeniden göz atmaya davet eden bir etki yarattı.
Özetle, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi’nin ellinci yılı vesilesiyle düzenlenen panel ve “META JFA” sergisi, akademik yayıncılığın yalnızca bilgi aktarımı işleviyle sınırlı olmadığını, Dergi’nin, bir bilgi arşivi olmanın ötesinde, geçmişten günümüze uzanan bir zamanın ve kolektif deneyimin kayıt mekânı olarak da okunabileceğini düşündürdü. Bu bağlamda, akademik yayınlar, yalnızca bireysel katkıların toplamı değil; aynı zamanda fikirlerin dolaşıma girmesiyle yeni topluluklar ve ilişki ağları yaratan dinamik süreçler olarak görülebilir.
Mimarlık gibi temel bilim dışındaki alanlar için indirgeyici dizin sistemlerindense kapsayıcı ve nitelik odaklı kriterlere ve yapay zekâ araçlarının verimli ve doğru şekilde kullanılmasına çalışıldığı bugünlerde, ODTÜ MFD’nin geleceğini konuşmak ve düşünmek hem yararlı hem de keyifli bir deneyim sundu. Bir derginin kendi kimliğini koruyarak akademik ortamlarda varlık göstermesi ve göstermeye devam edebilmesi, bilgi üretiminde sürekliliğin sağlanması ve farklı bakış açılarını görünür kılabilmesi, nitelikli bireysel ve kolektif emeğin ve paylaşım ruhunun değerini de gözler önüne serdi. Bu bağlamda, ODTÜ MFD’nin elli yıllık yolculuğu, akademik yayıncılığın zamanın ruhunu kayda geçirme ve geleceğe dair sorular üretme kapasitesinin somut bir örneği olarak değerlendirilebilir.
*Fotoğraflar yazara aittir.
Bu icerik 814 defa görüntülenmiştir.