445
EYLÜL-EKİM 2025
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörü: Şebnem Önal Hoşkara



KÜNYE
ETKİNLİK

“Kesişen Yollar: Yaratıcı Ekonomide Tasarım” - DHS 2025 Ankara Kongresi’nin Ardından

Özlem Erdoğdu Erkarslan, Prof. Dr., Ankara Bilim Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü

Birleşik Krallık’ta kurulan Design History Society’nin (DHS - Tasarım Tarihi Topluluğu) yıllık konferansı, 2025 yılında Ankara Bilim Üniversitesi ev sahipliğinde 4 – 6 Eylül tarihlerinde gerçekleştirildi. “Kesişen Yollar: Yaratıcı Ekonomide Tasarım / Converging Paths: Design in the Creative Economy” başlığıyla düzenlenen uluslararası konferanstan detayları aktaran yazar, etkinliğin katılımcılara sunduğu, dil, kültür ve disiplinlerarası etkileşiminin tasarım alanı için değerinin altını çiziyor.

Design History Society (DHS - Tasarım Tarihi Topluluğu), tasarım tarihi alanında çalışan akademisyenleri, araştırmacıları, küratörleri, tasarımcıları ve öğrencileri biraraya getiren uluslararası bir dernektir. 1977 yılında Birleşik Krallık’ta kurulan dernek, tasarım tarihine ilişkin bilgi üretimini teşvik etmeyi, bu alanda çalışanları desteklemeyi ve disiplinin akademik gelişimine katkı sunmayı amaçlamaktadır [1]. Faaliyetleri arasında tasarım tarihinin farklı dönemlerine, coğrafyalarına ve disiplinlerine dair araştırmaları desteklemek; eleştirel ve kültürel perspektifleri yaygınlaştırmak; bu alandaki akademik ağları güçlendirmek ve görünürlüğü artırmak yer almaktadır.

DHS’nin yıllık konferansı, 2025 yılında Ankara Bilim Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 4 – 6 Eylül 2025 tarihleri arasında düzenlenen etkinlik, “Kesişen Yollar: Yaratıcı Ekonomide Tasarım / Converging Paths: Design in the Creative Economy” başlığıyla tarihsel ve çağdaş perspektifleri buluşturan bir tartışma zemini sundu [2].

Türkiye, kültürlerin ve fikirlerin yüzyıllardır estetik değerler içinde harmanlandığı bir coğrafya… Sadece zengin kültürel mirasıyla değil, aynı zamanda sanatın ve uygarlığın kadim değerlerini çağın yeni paradigmalarıyla birleştiren kuşak tasarımcılarıyla da özgün bir konumda yer alıyor. Bu nedenle, 2025 kongresinin Ankara’da yapılması; kültür, tasarım ve teknoloji arasındaki ilişkilere tarihsel bir gözle bakmak için anlamlı bir fırsat yarattı.

2022’de İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün “Tasarım ve Geçicilik” temasıyla ev sahipliği yaptığı etkinliğin ardından bu yılki buluşma, Ankara Bilim Üniversitesi’nde tasarımın tarihsel kökenleriyle çağdaş yaratıcı ekonominin kesiştiği zengin bir zeminde gerçekleşti [3]. DHS, her yıl kongre ev sahipliğini üstlenecek kurumları belirlemek üzere bir çağrı yayımlar. Üniversiteler veya kurumlar belirli bir tema önerisiyle başvurur; jüri sürecinin ardından bir kurum seçilerek yaklaşık 18 aylık hazırlık süreci başlar. Ankara Bilim Üniversitesi bu süreçte kültür politikaları, yaratıcı endüstriler ve toplumsal dayanıklılık üzerine yaptığı çalışmalarla, tasarımı yalnızca bir üretim biçimi değil; aynı zamanda bir düşünme ve dayanışma kültürü olarak konumlandırdı. Böylelikle kongre, tasarım tarihini güncel bir perspektif içine almayı ve geleceğin tasarım tarihine dair yeni sorular sormayı hedefledi.

Tasarım tarihi, biçimlerin, renklerin ya da malzemelerin evriminden ibaret değildir; aynı zamanda toplumların örgütlenme biçimlerini, gündelik yaşam pratiklerini ve ekonomik sistemlerini de anlatır. Bu nedenle DHS 2025, yalnızca estetik bir tarih değil, insan hikâyelerinin ve yaşamsal dönüşümlerin tarihini konu alan bir buluşma niteliği taşıdı. Üç gün süren sunumlar, atölyeler ve paneller “yaratıcılığın” ekonomik, kültürel ve politik anlamlarını tartışmaya açtı; tasarım tarihini hem eleştirel biçimde sorguladı hem de geleceğe dair yeni vizyonlar geliştirdi.

DHS 2025’in uluslararası yürütücülüğünü Falmouth University’den Jessica Jenkins üstlendi. Jenkins, Ankara Bilim Üniversitesi’ndeki yerel ekiple DHS Yönetim Kurulu arasında köprü kurarak tüm süreç boyunca titiz bir mentörlük yürüttü.

Kongreye DHS Yönetim Kurulu’ndan ve derneğin akademik yayını Journal of Design History’den çok sayıda isim katıldı. Aralarında DHS Başkanı Dr. Sally - Anne Huxtable (Resim 1), Prof. Dr. Yasmine Taan, Prof. Dr. Grace Lees - Maffei (Resim 2), Prof. Dr. Kjetil Fallan, Dr. Priscilla Farias, Prof. Dr. Sarah Cheang, Dr. Jo Pilcher, Dr. Elli Michaela Young ve Alex Banister bulunuyordu.

Kongre, hem biçim hem de içerik açısından etkileyici bir açılışla başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü himayelerinde gerçekleşen açılış töreni, Ankara Medeniyetler Müzesi’nde yapıldı.

Kongre yürütücüsü Prof. Dr. Önder Erkarslan, konukları ve delegeleri selamlayarak açılışı yaptı. Ardından Ankara Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir, “Midas Speaks / Midas Konuşuyor” başlıklı çerçeve konuşmasını sundu.

Demir, Anadolu’nun çok katmanlı belleğini merkeze alan konuşmasında, bu coğrafyada “taşların hâlâ hatırladığı” bir hafıza içinde tasarım tarihini yalnızca bir estetik alan değil, aynı zamanda bir hafıza arkeolojisi olarak tanımladı. Konuşmanın akılda kalan ifadesi, “Her itiraf bir tasarımdır; her tasarım bir ruhtur”, Midas mitini günümüze taşıyarak bilgeliğin, sessizliğin ve itirafın tasarımla ilişkisini sorgulayan felsefi bir çağrıya dönüştü. Ardından Oxford Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Clare Morgan, “Converging Paths: Poetry and Design” (Kesişen Yollar: Şiir ve Tasarım) başlıklı konuşmasında tasarım düşüncesiyle şiirsel düşünme arasında paralellikler kurdu. Morgan, tasarımın yalnızca problem çözme değil, aynı zamanda “sorularla yaşama” biçimi olduğunu savundu. Şiir ve tasarımın ortak paydasını sezgi ve belirsizlikle kurulan yaratıcı ilişki olarak tanımlayarak, “tasarımcıların içlerindeki şairle yeniden buluşması” gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, konferans boyunca yinelenen bir alt tema hâline geldi: Rasyonel analiz kadar sezgisel yaratıcılığın da bilgi üretimindeki yeri…

Açılışın bir diğer davetli konuşmacısı, Londra Belediye Başkanlığı Yaratıcı Endüstriler Büyükelçisi John Newbigin idi. British Council desteğiyle davet edilen Newbigin, “Environmental Sustainability, Design and the Creative Economy” (Çevresel Sürdürülebilirlik, Tasarım ve Yaratıcı Ekonomi) başlıklı konuşmasında, tasarımın yalnızca işlev ve estetik arasında değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve etik arasında da bir denge kurması gerektiğini vurguladı.

İnşaat sektöründen ürün tasarımına, enerji verimliliğinden kültürel sürdürülebilirliğe uzanan örneklerle “tasarımın geleceği biçimlendirme gücü”nü anlattı. Newbigin, “İyi tasarım yalnızca güzel midir, yoksa yaşanabilir bir dünya kurmanın yolu mudur?” sorusunu ortaya koyarak konferansın genel atmosferini tanımladı. Konferansın ikinci gününde davetli konuşmacı Prof. Dr. Gülay Hasdoğan (ODTÜ Endüstri Tasarımı Bölümü), Türkiye’nin geç Osmanlı Batılılaşma döneminden günümüze uzanan sanayi ve tasarım ilişkisini tarihsel bir perspektifle değerlendirdi.

Kongre programı, tasarımın ekonomik, toplumsal ve kültürel boyutlarını farklı açılardan ele alan 20’den fazla oturumla geniş bir yelpazeye yayıldı. Bildirilerin çeşitliliği, yaratıcı ekonominin çok katmanlı doğasını ve farklı disiplinlerle kurduğu tarihsel ilişkileri yansıttı. Aşağıda bu kapsamı ara başlıklar aracılığıyla özetliyoruz:

Politikalar ve Küresel Ekonomiler

State Policies for Creative Economy” (Yaratıcı Ekonomi için Devlet Politikaları) oturumu, yaratıcı endüstrilerle devlet politikaları arasındaki ilişkiyi irdeledi. İrlanda’dan Brezilya’ya uzanan örnekler, kültür politikalarının yaratıcı sektörlerin gelişimindeki belirleyici rolünü gösterdi. Kültürel ekonominin yalnızca pazarla değil, kamusal vizyonla da şekillendiği vurgulandı. Böylece politikalar, uygulamalar ve kurumsal yapılar arasındaki ilişkiler yeniden değerlendirildi.

Zanaat, Kimlik ve Direnç

Craft, Identity and Regional Economies” (Zanaat, Kimlik ve Bölgesel Ekonomiler) ile “Postcolonial Craft and Cultural Resistance” (Postkolonyal Zanaat ve Kültürel Direniş) oturumları, özellikle Asya ve Türkiye örnekleri üzerinden zanaatin postkolonyal bağlamda yeniden nasıl tanımlandığını tartıştı. Türkiye’den bildiriler, yerel zanaatların küresel markalaşma süreçlerine eklemlenişini incelerken; Çin’den çalışmalar el emeğinin yaratıcı girişimcilikteki rolünü vurguladı. Böylece el işçiliğinin yalnızca bir üretim biçimi değil, aynı zamanda kültürel direnç aracı olduğu ortaya kondu.

Dijitalleşme, Eğitim ve Temsiller

Dijital çağın tasarım tarihine etkisini ele alan oturumlar, dijital kürasyon, veri görselleştirme, grafik hikâye anlatımı ve sosyal medya temsilleri üzerine yoğunlaştı. “Digital Platforms as Mediums of Representation of Design” (Tasarım Temsili Medyumları olarak Dijital Platformlar) oturumunda TikTok ve diğer dijital platformların tasarım kültürünü nasıl dönüştürdüğü tartışıldı. Dijitalleşmenin getirdiği erişilebilirlik, yeni bir etik sorumluluk alanı olarak ele alındı. Bildiriler, dijitalleşmenin bilginin demokratikleşmesi mi, yoksa tasarım emeğinin görünmezleşmesi mi anlamına geldiğini sorguladı.

Kadın Tasarımcılar, Eşitlik ve Tarihyazımı

Kongrenin dikkat çekici eğilimlerinden biri, kadın tasarımcıların tarihi yeniden yazma çabasıydı. “Women Designers in Translation” (Çeviride Kadın Tasarımcılar) ve “Gendered Labor, Media, and Representation” (Toplumsal Cinsiyete Dayalı İşgücü, Medya ve Temsil)  oturumları, kadın emeğinin görünürlüğünü artırmanın yanı sıra tasarım tarihinin erkek merkezli anlatılarını sorguladı. Türkiye’den sunulan bildiriler, kadın endüstriyel tasarımcıların medya temsillerini ve çalışma koşullarını ele alarak yaratıcı ekonomide toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine ışık tuttu.

Eğitim, Etik ve Kriz

Son günün öne çıkan başlıkları “Design Education and Heritage” (Tasarım Eğitimi ve Miras)  ve “Crisis, Critique, and the Evolving Ethics of Design” (Kriz, Kritik ve Tasarımın Evrilen Etiği) oldu. Bu oturumlar, tasarım eğitiminin etik boyutunu ve tarihsel mirasla ilişkisini yeniden düşünmeye davet etti. Pandemi sonrası dönemde öğrencilerin yaratıcı üretim biçimlerinin nasıl değiştiği; dayanıklılık, esneklik ve etik kavramları üzerinden tartışıldı.

Türkiye’den Katkılar: Yerelden Küresele

Türkiye, konferansta hem ev sahibi hem de aktif katılımcı olarak güçlü bir yer tuttu. “Design and Identity in Türkiye” (Türkiye'de Tasarım ve Kimlik) oturumu, Türkiye’deki yaratıcı endüstrilerin dönüşümünü belgeleyen bildirilerle öne çıktı. İstanbul’daki zanaat temelli tasarım girişimlerinin dijitalleşme süreçleri, kadın girişimcilerin rolleri ve tasarımcı kimliğinin kültürel boyutları tartışıldı. Özellikle genç araştırmacıların çalışmaları, Türkiye’nin yaratıcı ekonomisini yerel zanaat, teknoloji ve toplumsal duyarlılık ekseninde yeniden tanımladıklarını gösterdi.

Disiplinlerarası Bir Zemin: Şiirden Politikaya

Konferansın dikkat çeken yönlerinden biri, tasarım tarihinin disiplinler arası sınırları aşan doğasının görünür hale gelmesiydi. Şiir, politika, teknoloji, tarih, ekonomi ve toplumsal cinsiyet çalışmaları arasındaki geçişler, tasarım tarihinin artık yalnızca nesnelerin değil, ilişkilerin ve süreçlerin tarihi olduğunu gösterdi. Akademisyenler, sanatçılar, küratörler, mimarlar ve politika yapıcılar aynı masada buluştu; böylece “yaratıcı ekonomi” kavramının yalnızca ekonomik değil, kültürel bir düşünme biçimi olduğu vurgulandı.

Yeni Bir Etik Ufuk: Sürdürülebilirlik, Toplumsal Cinsiyet ve Dayanıklılık

Kongrede en çok yankı bulan temalardan biri etik sorumluluk ve sürdürülebilirlikti. Yaratıcı endüstrilerin büyüme hızının çevresel maliyetleri, sosyal adalet ve eşitlik konularını yeniden gündeme taşıdı. Newbigin’in “doğayla savaşmak değil, onunla çalışmak” çağrısı, konferansın kapanışında bir etik manifestoya dönüştü. Tasarım, artık yalnızca biçim üretmek değil, yaşamı dönüştürme sorumluluğunu üstlenmek anlamına geliyordu.

Kadın tasarımcıların öncülüğündeki tartışmalar, yaratıcı ekonominin toplumsal yönünü güçlendirdi. Dayanışma ağları, ortak üretim modelleri ve katılımcı tasarım yaklaşımları, geleceğin yaratıcı ekonomisini şekillendirecek anahtarlar olarak belirlendi. Ankara’da başlayan bu tartışmalar, yalnızca bir kongre anısı değil, tasarımın toplumsal geleceği için etik bir çağrı olarak kayda geçti.

Konferansın Etkisi ve Alana Yaptığı Katkı

DHS 2025, hem Türkiye hem de uluslararası akademik çevreler açısından bir dönüm noktasıydı. Ankara Bilim Üniversitesi’nin özenli ev sahipliği, disiplinlerarası yaklaşımı ve çağdaş tartışmalara açıklığı, kongreyi yalnızca akademik bir etkinlik değil, kültürel bir buluşma haline getirdi.

Kongre sonunda dile getirilen ortak duygu şuydu: Tasarım yalnızca geçmişi anlatmak değil, geleceği tahayyül etmenin dilidir. Yaratıcı ekonomi ise bu dilin yeni sözdizimidir; insanlar, fikirler, malzemeler ve hikâyeler arasında sürekli yeniden kurulan bir anlam ağıdır.

Bu toplantı aracılığıyla mimarlık alanının geçirdiği dönüşümlere de kısaca değinme fırsatı doğdu. Mimarlık uzun süre sanattan farklı ama otonom bir disiplin olarak ele alındı; 20. yüzyılın ilk çeyreğine dek kentsel tasarımı da kapsayan bütüncül bir alan olarak görüldü.

Modernist mimarlık anlayışı “otor mimar” kavramını, ardından kapitalist sistem içinde “yıldız mimar” olgusunu doğurdu [4]. Günümüzde mimarlık, şehir ve bölge planlama, iç mimarlık, endüstriyel tasarım gibi alanlarla kesişen disiplinlerarası bir konuma ulaşsa da, cephe tasarımı ya da sürdürülebilir mimarlık gibi uzmanlık alanlarına ayrışma eğilimi göstermektedir.

Bununla birlikte, 20. yüzyılın başlarından itibaren mesleğin giderek inşaat sektörüne bağımlı hale gelmesi belirleyici bir dönüşüm yarattı. Bu bağımlılık, istihdam ve eğitim politikalarında sektörün sesini daha etkili kıldı [5]. Architects’ Council of Europe (ACE) raporları da bu bağımlılığı açıkça vurgulamaktadır [6].

1990’larda Birleşik Krallık’ta ortaya çıkan “yaratıcı endüstriler” tanımı, farklı yaratıcı sektörlerin sinerjisinden yeni bir ekonomik güç yaratmayı amaçladı [7]. Bu yeni çerçeve, mimarlığı da yaratıcı endüstriler içinde yeniden konumlandırdı. Ancak şu sorular önemini koruyor: Mimarlar hangi endüstri içinde sınıflanmalı? Türkiye’de gerçekten nereye aitiz?

TÜİK verileri, mimarlık faaliyetlerinin hâlen inşaat sektörü içinde değerlendirildiğini gösteriyor [8]. Oysa Ticaret Bakanlığı, yaratıcı endüstrilerin dış ticaret potansiyelini görünür kılmak için faaliyet kodlarını ayrıştırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu ayrım önemlidir; çünkü ölçemediğiniz bir olguyu yönetemezsiniz.

Politika üretmek ve sektöre küresel ölçekte güç kazandırmak için doğru sınıflandırma kritik hale gelmektedir. Bu çalışmalar yalnızca mimarlık değil; oyun, yazılım, performans sanatları, sanat yönetimi gibi alanların da doğru biçimde tanımlanmasını hedeflemektedir. Böylece mimarlık içinde farklı faaliyet biçimleri - örneğin taahhüt işleriyle proje ofisleri - ayırt edilebilecektir. Bu fark, geleceğin mesleki örgütlenmesini ve eğitim sistemini yeniden şekillendirebilir.

Yaratıcı endüstrilerin en güçlü yanı, farklı disiplinler arasında kurduğu ekosistemdir. Disiplinlerarası işbirlikleri, kapalı sektörlerin ötesine geçerek yeni üretim modelleri yaratır [9]. Yaratıcılığın inovasyonla buluştuğu bu alan, klasik bireysel veya kolektif firma kültüründen belirgin biçimde ayrılır.

DHS 2025, bu ekosistem ve ilişkiler ağını tarihsel açıdan tartışmaya açtı. Kültürler, diller ve disiplinler Ankara’da buluştu; kimi zaman çatıştı, kimi zaman birleşti ama her durumda kesişen yolların üretkenliğini kanıtladı. Bugün geriye bakıldığında, DHS 2025 yalnızca bir konferans değil, tasarım tarihinin yeni yönelimlerine dair ortak bir başlangıç olarak hatırlanacaktır.

NOTLAR

[1]Design History Society, (https://www.designhistorysociety.org/). [Erişim:23.10.2025]

[2]Design History Society Annual Conference 2025”, 2025, (https://dhs2025.ankarabilim.edu.tr/). [Erişim:23.10.2025] Bu sayfanın tasarımı Siyah Yazılım tarafından yapılmıştır.

[3] “‘Design History Society Annual Conference 2022’ in IZTECH”, 2022, (https://id.iyte.edu.tr/en/manset/design-history-society-annual-conference-2022-in-iztech/). [Erişim:23.10.2025]

[4] Pawley, M., 2007, The Strange Death of Architectural Criticism: Collected Writings, Black Dog; McNeill, D., 2009, The global architect: firms, fame and urban form, Routledge.

[5] Till, J., 2009, Architecture Depends, cilt:55, MIT Press.

[6] Architects’ Council of Europe (ACE), 2022, The Architectural Profession in Europe 2022 – Sector Study.

[7] DCMS, U., 1998, Creative industries mapping document, DCMS London.

[8] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022, Kültürel İstihdam ve Yaratıcı Endüstriler Veritabanı, Ankara.

[9] KEA European Affairs, 2006, The Economy of Culture in Europe,Avrupa Komisyon Raporu.

Bu icerik 634 defa görüntülenmiştir.