MİMARLIK GÜNDEM
Tüm Dünyanın Çığlığı: Barınma [Konut] Bir İnsan Hakkıdır, Onu Geliştirin!
Zeynep Eres Özdoğan
Bizler mimar olarak, Mimarlar Odası çatısı altında örgütlenerek tüm dünyadaki barınma krizinin farkında olarak, sorunun kaynağını tartışarak, mesleki birikimimizle birlikte “temel insan hak ve özgürlüklerini” esas alarak, bireyin ve toplulukların aidiyet kaygısına, kültürüne saygı duyarak düşünmeye, tartışmaya, çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz. Bu karanlık tablonun silinmesi için her ortamda mimarca sözümüzü söylemekten sakınmayacağız. Mesleğe yeni başlayan genç meslektaşlarımızın ve mimarlık öğrencilerinin de Mimarlar Odası çatısı altında biraraya gelmesi ve heyecanla barınma ve konut hakkı, nitelikli mimarlık, kapsayıcı mimarlık üzerine düşünmesi, tartışması, her zaman için “toplum hizmetinde mimarlık” söylemiyle çalışan Odamız bünyesinde büyük bir güç birliği oluşturmaktadır. Bir daha barınma krizi konusunun mimarlık gündemine gelmemesi dileğiyle, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” istemiyle tüm meslektaşlarımızın Dünya Mimarlık Günü kutlu olsun.
Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) 1985’ten bu yana her yıl ekim ayının ilk pazartesi gününü Dünya Mimarlık Günü olarak kutluyor. Birlik bunun için bir tema belirleyerek 124 ülkeden 1 milyon kadar mimarın bu çerçevede biraraya gelmesini, tartışmasını ve fikir üretmesini hedefliyor. Bu yıl da 5 Ekim Dünya Mimarlık Günü “Barınma bir insan hakkıdır, onu geliştirin” teması ile kutlandı. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN - Habitat) da 5 Ekim Dünya Habitat Günü temasını “Herkes için yeterli konut” olarak belirledi. Avrupa Mimarlar Konseyi 11 Haziran 2026 tarihinde Yeni Avrupa Bauhaus Festivali kapsamında Housing Europe (Avrupa Konut Ağı), Eurocities (Avrupa Kentleri), UN - Habitat (BM - İnsan Yerleşimleri Programı) ve Global ABC (BM Çevre Programı) ile birlikte “Herkes için ekonomik ve iklime dayanıklı konutlar sunmak” başlıklı bildirgeyi kabul etti. Ancak 21. yüzyılda küresel ölçekte tüm toplulukların, ülkelerin bir barınma kriz yaşaması ve mimarlıkla ilgili uluslararası kurumların bu konuyu odağına almak durumunda kalması hayli düşündürücü, bir o kadar da üzücü…
Dünyada, Avrupa başta olmak üzere, barınma krizinin en yoğun hissedildiği ve mimarların da bu konu üzerine yoğunlaştığı dönem kuşkusuz 2. Dünya Savaşı sonrasıdır. Her ne kadar 20. yüzyıl başlarında mimarlar yeni kurulmakta olan modern yaşamın konut temsiliyeti için gerek kuramsal gerek tasarım gerekse de uygulama bağlamında hayli çalışmış olsalar da esas olarak savaşın ağır yıkım bilançosu ve ekonomik sorunlar, “herkes için” ekonomik ve çağdaş konut geliştirmede belirleyici olmuştur. Bu süreçte sağlıklı ve güvenli bir çevrede ucuz ve yaşanabilir konutun “mimarlığının” nasıl olması gerektiği mimarın sorunuysa da bu konutlara nasıl erişilebileceği de hükümetlerin politika geliştirmeleri gereken bir alan olmuştur. Dolayısıyla “barınmanın insan hakkı” olarak tanımlanmasını, mimarlık biliminin ve mesleğinin yanı sıra kamu politikalarının da herkesin çağdaş, güvenli, nitelikli kentlerde, özgür bir birey olarak insan onuruna yakışır konuta erişebilmesini sağlayacak şekilde geliştirmesi olarak değerlendirilmelidir. Mimarlığın, kamu yönetiminin ve ülke politikalarının iç içe geçtiği bir bağlamdır barınma hakkı ve aslında barınma krizi…
Bugün tüm dünyada yaşanmakta olan barınma krizinin yanı sıra yine küresel ölçekte ekonomik bunalım, iklim değişimi, göçmen nüfusu, doğal ya da insan kaynaklı afetler nedeniyle yaşanan büyük sorunlar gibi pek çok kriz yaşanıyor. İçinde bulunduğumuz bu durum “çoklu krizler çağı” olarak da tanımlanıyor. Ama aslında biz bu dönemi tek bir kriz olarak da nitelendirebiliriz pekala; 1970’li yıllarla birlikte aşama aşama tüm dünyaya dayatılan Neoliberal sistem yalnızca bir ekonomi modeli değildir, bir yaşam düzenidir ve bugünkü büyük buhranın nedeninin ta kendisidir. Üretimin parçalanarak ülkelere paylaştırıldığı; tüketimin her çeşidinin, yerel ve kültürel değerler yok sayılarak, küresel ölçekte tek tipleştirildiği bu modelin işleyebilmesi için tüm ülkelerin aynı potada evrilmesi gerektiğinden gönüllü olarak dönüşmeyen ya da dönüşemeyen ülkeler de savaş ya da darbeyle kendini bu düzenin içinde buldu. Üreterek mutlu olmak yerine tüketerek tatmin olan bir toplum psikolojisinin oluşturulması, belki de bu neoliberal dönemi insanlığın tüm geçmiş dönemlerinden ayıran en önemli çizgidir. Sürekli tüketebilmek için dünyanın sınırlı kaynaklarının hesapsız kullanımı, tüketilenin yok edilmesinde yine dünyanın doğal kaynaklarının sürekli tahribatı bu dönemi tanımlayan belki de en öz anlatıdır. Nihayetinde artık bu ekonomik model ve yaşam düzeni “sürdürülemez” hale geldiğinde, neoliberal düzenin bir kriz sarmalının içine girdiğini ve çareyi ne yazık ki savaş, çatışma ve siyasal istikrasızlıkta aradığını görüyoruz. Soğuk savaş dönemi sonrasında Ukrayna steplerinden Orta Doğu’ya, Afrika’ya, Afganistan’dan İran’a bu kadar geniş coğrafyada bu kadar çok sıcak çatışmanın yaşanması, milyonlarca insanın göçmen durumuna düşmesi; Davos Dünya Ekonomi Forumu’nda son yıllarda “göçmenliğin doğru yönetilerek gelişmenin itici gücü olmasının sağlanabileceği” savı ile birlikte değerlendirildiğinde sarsıcı bir durum ortaya koymaktadır.
Küresel ölçekte barınma krizinin çözümü kuşkusuz önce BARIŞ ile başlayacaktır. Mimarlar 19. yüzyılın ortalarından bu yana insan onuruna yaraşır konut hakkı için düşünüyor, çiziyor, tasarlıyor. Mimarlık mesleğinin bilim, felsefe ve estetik bağlamı, yaklaşık 200 yıldır toplumun farklı katmanları için fikir ve tasarım üretiyor. Ancak toplumun tüm kesimlerinin “herkes için yeterli konut” yaklaşımıyla barınabileceği konut ile buluşabilmesi için merkezi ve yerel ölçekte kamu yönetimlerinin de yol haritasını oluşturması beklenir. Bizler mimar olarak, Mimarlar Odası çatısı altında örgütlenerek tüm dünyadaki barınma krizinin farkında olarak, sorunun kaynağını tartışarak, mesleki birikimimizle birlikte “temel insan hak ve özgürlüklerini” esas alarak, bireyin ve toplulukların aidiyet kaygısına, kültürüne saygı duyarak düşünmeye, tartışmaya, çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz. Bu karanlık tablonun silinmesi için her ortamda mimarca sözümüzü söylemekten sakınmayacağız. Bu bağlamda mimarlık gününden öte adeta mimarlık ayı olarak kutlanmaya başlanan ekim ayında şubelerimizin çeşitli etkinlikler yapmış olması çok sevindiricidir. TMMOB Mimarlar Odası 29 şubesi ile doksan bini aşan mimar üyesi ile ülkemizin pek çok yerinde barınma hakkı temelinden yola çıkarak farklı bağlamlar kurarak tematik etkinlik programlar gerçekleştirmiştir. Özellikle mesleğe yeni başlayan genç meslektaşlarımızın ve mimarlık öğrencilerinin de Mimarlar Odası çatısı altında biraraya gelmesi ve heyecanla barınma ve konut hakkı, nitelikli mimarlık, kapsayıcı mimarlık üzerine düşünmesi, tartışması, her zaman için “toplum hizmetinde mimarlık” söylemiyle çalışan Odamız bünyesinde büyük bir güç birliği oluşturmaktadır.
Bir daha barınma krizi konusunun mimarlık gündemine gelmemesi dileğiyle, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” istemiyle tüm meslektaşlarımızın Dünya Mimarlık Günü kutlu olsun.
Bu icerik 91 defa görüntülenmiştir.