451
EYLÜL-EKİM 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya editörü: Ayşen Ciravoğlu

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

“Orhan Hoca”, Mimar Orhan Özgüner

Burçin Altınsay Özgüner

Orhan Özgüner, kariyeri ile ilişkisini şöyle dile getirmişti; “Mezuniyetten itibaren hep teori ile uygulama arasında gidip geldim; hangisine daha çok ağırlık vermeliyim, kararsız kaldım. Hocalık daha ağır bastı ki herkes bana Orhan Hoca diyor... “. [1]

14 Haziran 2026’da 99 yaşında kaybettiğimiz Orhan Özgüner, uzun ömrünün altmış yılı boyunca “hocalık” yaptı, mimarlık eğitimi onun kariyerinin ana ekseniydi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin kuruluşunda oluşturulan ve eğitim için yurtdışına yollanan ilk öğretim kadrosuna seçildi. UPenn Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yüksek lisans eğitiminden sonra Ankara’ya dönerek 1958 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde hocalığa başladı ve zorunlu bir kesinti [2] dışında 1980 yılına kadar sürdürdü. 1963-67 yıllarında Mimarlık Bölümü Başkanlığı, 1970-73 yıllarında ODTÜ’nün en çalkantılı zamanlarında dekanlık görevlerini yürüttü. Aynı dönemde ODTÜ rektörü olan yakın dostu Erdal İnönü ile birlikte öğrencileri kollayan tutumuyla hatırlanır. [3] Ülke önemli bir kırılma anına doğru giderken ODTÜ’nün pek çok hocası gibi 1980’de ayrıldı ve Suudi Arabistan’da, King Fahd Üniversitesinde 1990 yılına kadar hocalığa devam etti. Türkiye’ye dönünce İstanbul’a yerleşti, 1998 yılında davet edildiği Yeditepe Üniversitesi’nde yeniden hocalığa dönerek yirmi yıl kadar sürdürdü, burada yepyeni bir kuşakla tanıştı.

Ben hocalığına yetişemedim ama ODTÜ Mimarlıkta bütün hocalarımızın hocasıydı, çekinilen hatta sert bir hoca olduğu söylencesi okulda bize kadar ulaşmıştı. Onun ilkeli, disiplinli, titiz ve işini ve kendini ciddiye alan tavizsiz duruşu böyle algılanmasına neden olmuş olabilir. Öğrencilerle ilişkilerini de bu tavırla yürütmesi, aslında onun içtenliğini gösterir; çünkü başka türlü davranamazdı. Öğrenci mücadelelerinin en yoğun olduğu dönemde dekan olarak onaylaması için sunulan siyasi bildirileri özenle düzeltip üzerine notlarını yazarak öğrencilere geri vermesi de onları nasıl “ciddiye” aldığının önemli bir göstergesi olmalı. Bir iki kişi dışında karşılaştığım eski öğrencileri onu saygı ve sevgiyle hatırlarlar, kendisine de öyle de davranırlardı. Yeditepe’deki öğrencilerine belki yaşı nedeniyle daha sıcak davranmış olmalı ki onlar Orhan Hoca’yı çok sevdiler, ondan ders aldıkları için kendilerini şanslı hissettiler. Benim hiç hocam olmadı, ben onun geliniydim. Bana hep sevgiyle yaklaşır, meslektaşı olarak da değer verirdi; tabii önce yaptığım işleri iyice bir değerlendirdikten sonra.

Orhan Özgüner, Trabzon’da doğmuş İstanbul‘da büyümüştü, Galatasaray Lisesi’nin ardından Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık eğitimini almıştı. Trabzonluluğun gönlündeki yeri ayrıydı ancak “Galatasaraylılık” ve “Akademililik” onun kimliğinin bağlılık ve gurur duyduğu unsurlarıydı. Giyim kuşamından mekânlarına gösterdiği özenle, nüktedanlığı ve zarafetiyle tam bir modern İstanbul beyefendisiydi.

Kariyerinin ana ekseni eğitimcilik olsa da o, aslen mimardı, mesleğini adanmışlıkla severdi. Belki eski ekol olmasından veya akademilikten gelen anlayışla, Mimarın Üç Şapkası” [4]> başlıklı yazısında aktardığı gibi, bir mimarın her ölçekte ve türde tasarımsal ve sanatsal üretime yetkin olduğuna inanırdı. Bu anlayışla logo, afiş tasarımından, anıtlara, kent planlamaya açılan bir yelpazede 40’tan fazla yarışmaya katılmıştır. Proje üretmenin saygın yolu ona göre konkurlardı. İlk yarışmasına 1952‘de Ankara’da girmişti. 1958’de Amerika’da öğrenciyken dahi Kanada’da Belediye binası yarışmasına girdiğini çok sonra tesadüfen öğrendik. Akademik kariyeri nedeniyle bir bürosu olmadı, ancak 1990’da Arnavutköy’de kendi restore ettiği ve tasarladığı yapıda bürosunu kurdu. Burada yarışmalara disiplini, inadı ve azmiyle tek başına uğraşarak, kağıt kalemle çizimleri kendisi yaparak hazırlanırdı.

Akademideki hocalarının başında Sedad Hakkı Eldem ve Seyfi Arkan’ı sayardı; fakat asıl etkilendiği UPenn’de hocası olan Louis Kahn’dı. [5] Mimari yaklaşımında iflah olmaz bir modernist olduğunu söyleyebiliriz bununla birlikte geleneksel mimariyi modern gözle yorumlamaktan da vazgeçmedi. Tasarımlarında bağlı olduğu kavram kendi frankofon söyleyişi ile “jeometri” idi; geometrinin oturtulması esastı, temel geometrik biçimleri şiirsel bir sembolizm arayışıyla yorumlayarak bir hikaye kurardı.

Ödül aldığı Cem Kültür Evi projesinde tasarım yaklaşımı kristalleşmiştir. Bu yapı ne yazık ki inşa edilmedi, kendisi daha sonra bu projeyi bir başka yarışma projesi olan Köln’de Cami ile birlikte ele alarak “2 Mabed: Bir Cami, Bir Cemevi, Çağdaş Bir Çağrışım” [6] sergisini kurguladı. Tam bir adanmışlıkla hazırladığı bu sergi için mimarın bütün şapkalarını giyinerek yapıların detaylarından “heykelcikler” üretti, projelerinin algılanışını zenginleştirdi ve elbette sergi afişi tasarımını da kendisi yaptı.

“Neşriyat” onun için çok önemliydi, bir çalışmamızı takdir ettiğinde tavsiyesi “Bunu mutlaka neşretmelisin” olurdu. Kendisi de her türlü faaliyetini yayına dönüştürürmüştür. Yalnızca bu derginin arşivine bakıldığında bile zengin yazı külliyatı görülebilir. [7] Buna karşılık yayınlanmış tek bir kitabı [8] vardı: Köyde Mimari Doğu Karadeniz kitabında, 1968’de kendisi gibi maceracı asistanları Mehmet Adam ve Arda Düzgüneş ile ODTÜ’den ödünç aldıkları eski bir minibüs ve çadırlarla Samsun’dan Artvin’e yaptıkları tetkik gezisinde [9] belgeledikleri köy yerleşimlerini ve mimariyi, yörenin insanlarını ve el sanatlarını da kapsayacak şekilde aktarmıştır. 1970’te ODTÜ Mimarlık Fakültesi, yayınlarından çıkan bu kitap yöresel ve ahşap mimari çalışanlar için eşsiz bir kaynak olmuştur. İlk baskısı tükenen kitap, 2018’de Revak Rize Araştırmaları Vakfı yöneticisi Ömer Erdoğan’ın çabalarıyla hem “Karadenizli hocaya” hem kitaba gösterilen büyük ihtimamla yenilenerek yeniden yayımlandı. [10] Ardından, 2019’da kitaptaki fotoğraflardan oluşan bir sergi [11] açıldı. Kitabın ve serginin tasarımıyla elbette Orhan Bey bizzat ilgilendi ve bütün bu olanlardan büyük memnuniyet duydu.

Orhan Özgüner, 99 yaşına kadar yaşadı ama o hiç ihtiyar olmadı; çünkü işine, etrafına ve hayata olan merakını hiç kaybetmedi. Mimarlık dışındaki ilgi alanlarında da azim ve inatla çalışırdı. 40 yaşında Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkması ve kitaplardan öğrenerek kayak yapmaya başlaması, naylon dosyalara koyduğu fotokopilerle dağda oğluna kayak öğretmesi bunun çarpıcı örnekleridir. ODTÜ Kayak ve Dağcılık Kulübü’nün kurucularındandı ve tabii ki kulübün ilk logosunu da tasarlamıştı. İleri yaşlarında dahi mimarlıktaki gelişmeleri takip eder, dünyada sözü edilen yapıları görmek için daima sevgili eşi Selmin Hanım’la seyahatlere çıkardı. Yeni teknolojileri anlamaya ve sorgulayarak özümsemeye çalışırdı. Bilgisayarla başı pek hoş olmadı, bilgisayarla çizimi takdir etse de kendisi bu işe girişemedi. Açıkçası mimar olan oğlundan ve benden pek hayır görmediyse de bu açığı yeni nesil öğrencileriyle kapattı. İnternet ve özellikle sosyal medya ise kavrayamadığı son nokta oldu. Bu mecralarda “adını bile vermeden” fikir yayan kişileri kabullenemedi. Acaba yapay zekâyla karşılaşsaydı ne düşünürdü?

Orhan Özgüner, 100 yıla yaklaşan ömründe “Orhan Hoca” olarak kuşaklarca öğrencilerine mimarlık bilgisini hem aktardı hem sevdirdi, Mimar Orhan olarak da rahatsızlığı onu alıkoyana kadar hiç durmadan merak etti, araştırdı, baktı, düşündü, çizdi; hep üretti. Onu her zaman saygıyla ama en çok sevgiyle yad edeceğim.

NOTLAR

[1] Özgüner, Orhan, 2017, “Biyografi”, Köyde Mimari Doğu Karadeniz, 2. Basım, Dergâh Yayınları.

[2] Aysan, Yılmaz, 2013, Afişe Çıkmak 1963-1980 Solun Görsel Serüveni, İletişim Yayınları, s.65.

Bu olay nedeniyle görevine son verildiği için Konya Akademisi’nde misafir öğretim görevlisi olarak ders vermiştir.

[3] Özkan, Suha, 2026, “Unutulmaz Mimarlık Eğitmeni Orhan Özgüner”, Yapı, (yapidergisi.com/unutulmaz-mimarlik-egitmeni-orhan-ozguner/). [Erişim:14.10.2026]; Aysan, Yılmaz, 2013, s.115.

[4] Özgüner, Orhan, 2007, “Mimarın Üç Sapkası”, Yapı, sayı:304.

[5] “Sözlü Tarih: Öğrencileri Louis Kahn'ı Anlatıyor! ‘Orhan Özgüner”, “Louis Kahn’a Yeni/den Bakış Sergisi” için hazırlanan video, Pera Müzesi, 2017, (www.youtube.com/watch?v=YHXMz1XxGcA)  [Erişim:13.10.2026]

[6] Özgüner, Orhan, 2015, “2 Mabed: Bir Cami, Bir Cemevi, Çağdaş Bir Çağrışım”, Mimarlık, sayı:383, (www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=397&RecID=3680).

[7] Mimarlık Dergisi Web Sitesi’nin “Arama” sayfası kullanılarak ilgili yazılara ulaşılabilir: (www.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&dergiSayi=360&sub=ara). [Erişim:13.10.2026]  

[8] Hocası Louis Kahn için hazırladığı monografiyi kendisi bastırmıştı, son yıllarında hazırlığı içinde olduğu mimari tasarım stüdyosu anlatısını aktaracağı kitabı bir ilk taslak olarak kaldı.

[9] Köyde Mimari Doğu Karadeniz kitabının 2. Basımı Önsöz bölümünde bu seyahati kendisi anlatır. Özgüner, Orhan, 2017, “Önsöz”, Köyde Mimari Doğu Karadeniz, 2. Basım, Dergâh Yayınları.

[10] Revak - Rize Araştırmaları Vakfı, “Köyde Mimari Doğu Karadeniz”, (revak.org.tr/urunler/koyde-mimari-dogu-karadeniz/68). [Erişim:13.10.2026]

[11] Revak - Rize Araştırmaları Vakfı, “Köyde Mimari Doğu Karadeniz Fotoğraf Sergisi”, (revak.org.tr/urunler/koyde-mimari-dogu-karadeniz-sergisi/49). [Erişim:13.10.2026]

Bu icerik 42 defa görüntülenmiştir.