451
EYLÜL-EKİM 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya editörü: Ayşen Ciravoğlu

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

UMAR Akdeniz Mimarlık Ödülleri Sahiplerini Buldu

Selin Oktan, Deniz İncedayı

Akdeniz bölgesinde ve çevresinde mimari, kentsel ve kültürel araştırmaları, gelişmeleri ve işbirliklerini destekleyen bir platform olarak 1994 yılında kurulan Akdeniz Mimarlar Birliği (UMAR)’ın, bu yıl ilki düzenlenen “Akdeniz Mimarlık Ödülü” programının ödül töreni geçtiğimiz Eylül ayında Türkiye Mimarlar Odası ve İstanbul Büyükkent Şubesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Programa ve ödül alan projelere ilişkin detayları paylaşan yazarlar, Akdeniz mimarlığının tekil bir kimliğe indirgenemeyeceğini vurgulayarak, bu yarışmayla, bölgenin kültürel ve mekânsal çeşitliliğine, ortak değerlerine ve sosyal iletişim gücüne dikkat çekmenin amaçlandığını aktarıyor.

1994 yılında Rabat Deklarasyonu ile temelleri atılan ve aynı yıl Yunanistan, Girit’te resmi olarak kurulan Akdeniz Mimarlar Birliği (UMAR), ortak bir kültürü paylaşan Akdeniz ülkelerinin mimarlık kuruluşlarını bir araya getiren uluslararası bir birliktir. Akdeniz bölgesinde ve çevresinde mimari, kentsel ve kültürel araştırmaları, gelişmeleri ve işbirliklerini destekleyen bir platform olarak bölgesel gelişmeleri teşvik etmekte, çağdaş, katılımcı ve yaratıcı gelişmeleri hedeflemektedir.

UMAR tarafından ilk olarak 2026 yılında düzenlenen “Akdeniz Mimarlık Ödülü” programının ödül töreni 25 Eylül 2026 tarihinde, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Teması “Yaşayan Akdeniz Kültürü - Konut Yapıları” olarak belirlenen ilk ödül programına 14 Akdeniz ülkesinden 54 konut / yerleşim projesi başvuru yaptı ve jüri tarafından değerlendirmeye alındı. Uluslararası jüri, Lübnan’dan Sandra Frem başkanlığında; Türkiye’den Deniz Dokgöz, İtalya'dan Ida Origgi, İspanya'dan Mara Partida ve Fas'tan Mohamed Amine Siane'den oluşuyordu. Böylece değerlendirme sürecinde Akdeniz’i temsil eden farklı coğrafi, kültürel ve mesleki deneyimlerin biraraya getirilmesi amaçlanıyordu. Ödül töreni programı kapsamında yarışma komitesi, jüri üyeleri ve ödül alan mimarların katıldığı bir oturum ile jüri tarafından sergilemeye değer bulunan projelerden oluşan serginin açılışı da gerçekleştirildi. (Resim 1)

Programın açılışında; Mimarlar Odası Genel Başkanı Zeynep Eres Özdoğan, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Alper Ünlü, UIA II. Bölge Konsey Üyesi Ayşen Ciravoğlu ve UMAR Başkanı Amir Turki konuşmalarını gerçekleştirdiler. Konuşmacıların ortak vurguları Akdeniz mimarlığının özgün değerleri, günümüzde yaşanan savaş ve çatışma ortamları karşısındaki dayanışma politikaları, Akdeniz bölgesi mimarları olarak koruma ve yaşatma yaklaşımlarının önemi üzerineydi. Ardından Prof. Dr. Zeynep Kuban tarafından “İstanbul: Kısa Bir Kent Biyografisi” başlıklı tematik sunuş gerçekleştirildi. Kuban, İstanbul’un kısa tarihçesini, kentsel katmanlarını, siyasi gelişmelerle izlenen sosyal ve kültürel dönüşümlerini özetleyerek kentin bugün yaşadığı temel sorunlar ile nedenlerini kronolojik olarak görseller eşliğinde izleyenlerle paylaştı. (Resim 2)

Akdeniz mimarlığı üzerine düşünmek, tarihsel mirası korumanın yanı sıra bu coğrafyanın güncel sorunları karşısında mimarlığın üstlenebileceği rolleri de sorgulamayı gerektiriyor. İklim krizi, su ve enerji kaynaklarının korunması, kıyı bölgelerinde yapılaşma baskısı, kırsal alanlardaki yaşam kalitesi düşüşü gibi sorunlar Akdeniz’in farklı ülkeleri ve kentleri için ortak bir tartışma zemini oluşturuyor. Bu yıl ilki düzenlenen ve bundan sonra her iki yılda bir düzenlenmesi planlanan Akdeniz Mimarlık Ödülü programı da, UMAR tarafından güncel tartışmaları uluslararası ölçekte görünür kılmayı, örneklerle tartışmayı ve katılımı amaçlayan önemli bir girişim olarak tanımlanıyor. Program, diğer taraftan Akdeniz mimarlığını tekil bir kimliğe indirgemek yerine bölgenin kültürel ve mekânsal çeşitliliğine, ortak değerlerine ve sosyal iletişim gücüne dikkatleri çekmeyi amaçlıyor.

Konut, mimarlığın estetik ve teknik boyutlarının ötesinde gündelik yaşamda mesleğin sorumluluklarını görünür kılan bir yapı türü. Konut politikalarının, salt barınma ihtiyacını karşılaması değil, mahremiyet, aidiyet, erişilebilirlik, bellek, komşuluk ilişkileri gibi bir bütünü kapsayan yaşam kalitesi kavramı çerçevesindeki sorunlara yanıt araması da bekleniyor. Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından 2026 Dünya Mimarlık Günü için seçilen “Konut Bir İnsan Hakkıdır: Hayata Geçirin” teması da barınma hakkını bu bağlamda yeniden vurguluyor.

Akdeniz mimarisi incelendiğinde, konut mimarisinin yaşam biçimlerini ve kültürünü yansıtan, ortak değerleri vurgulayan özellikleri görünür olmakta. Avlular, sokakla kurulan görsel - duyusal ilişkiler, yarı açık mekânlar, duvarlar ve boşluklar; iklimi, kültürü, yaşamı, insanı ve doğayı yorumluyor. Akdeniz Mimarlık Ödülü programının “Yaşayan Akdeniz Kültürü - Konut Yapıları” edisyonunda ödül alan projelerde, bu açıdan bakıldığında Akdeniz kültürünün konuta, barınma projelerine yansımalarını bulmak mümkün. Başvuru şartnamesinde aranan nitelikler olarak; çevresel, iklimsel sorumluluk, kaynak tüketiminde duyarlılık, sürdürülebilirlik, kentsel ve kültürel bağlam ilişkisi, kamusal sorumluluklar, kimlik ve ortak miras bilinci gibi noktaların altı kuvvetle çiziliyor. Jüri raporunda, mimaride biçimsel mükemmeliyetin ötesinde sosyal, kültürel ve çevresel potansiyelin değerlendirilmesi fikri sıklıkla vurgulanıyor.

Toplantıda ödül programının oluşumunu ve amaçlarını açıklayan UMAR Genel Sekreteri Fabian Llisterri’nin ardından gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısında Lilia Cannarella’nın moderatörlüğünde, Deniz İncedayı, yarışma programının UMAR açısından önemini ve güncel değerini Yarışma Komitesi adına açıkladı. Ardından jüri başkanı Sandra Frem ile ödül alan mimarların sunuşlarına yer verilen oturumda konuşmacılar düşüncelerini paylaştılar.

Sonuçlar jüri raporundan alıntılarla açıklandı. Buna göre birincilik ödülüne “Cristinacce Belediye Konutları” projesi ile Orma Mimarlık layık bulundu. (Resim 3) Proje, Akdeniz kırsalında sürdürülebilirlik düşüncesini savunmaktadır. Yıkık bir yapı, üç adet konuta dönüştürülmüş ve konut barınma ihtiyacını karşılamanın ötesinde, köyden göçün önlenmesinin ve köy yaşamını özgün değerleriyle sürdürmenin bir aracı olarak ele alınmaktadır. Jüriye göre projenin en başarılı yönü, çevresel uyumu ve buna paralel inşa sürecidir. Tasarlanan çağdaş ahşap strüktür, tarihi dokuyu taklit etmemekte veya onunla yarışmamaktadır. Projenin geniş açıklıkları çevredeki araziyi iç mekâna taşımakta; iklim, ışık ve manzara yapının etkin bileşenleri haline gelmektedir. İnşa sürecinde kullanılan ahşap malzeme, yerel bir ağaç türü olan Korsika sarı çamından elde edilmiştir. Proje tüm yönleriyle Akdeniz kültürünü hem temsil etmekte hem de sürekliliğine katkı sağlamaktadır. Mimarlığın bir kırsal alanı, bir köyü yeniden yaşanabilir kılabileceğini, yerel bir kaynağı değerlendirerek verimli bir malzemeye dönüştürebileceğini ve çağdaş yaşamı kırsal kültürün bir parçası haline getirebileceğini kanıtlamaktadır.

“Vicinia Yapısı” (İspanya) isimli proje ile Jose Fernandez ve Llebrez Munoz ikincilik ödülüne değer bulunmuştur. (Resim 4) Jüri, projeyi bağlamsal duyarlılığı, toplumsal değeri ve mimari kalitesi nedeniyle ödüllendirmiştir. Proje, Valencia tarihi merkezindeki güç ve düzensiz bir parseli sosyal yaşamı destekleyecek bir mekâna dönüştürmektedir. Yapı, kentsel dokuyla uyumlu biçimde bütünleşmekte ve çevresiyle farklı biçimlerde etkileşime girmektedir. Bağımsız konut mekânları dikey olarak üst üste yerleştirilmekte ve geniş ortak mekânlar çevresinde birleşmektedir. Tarihi dokuya konut kültürünü geri getirerek bölgesel bütünleşmeyi güçlü bir biçimde sağlamaktadır. Geleneksel Akdeniz değerleri çağdaş kullanıcıların ihtiyaçlarına uyarlanmıştır.

Eşdeğer üçüncü ödüllerden ilki “Boşaltılmış Ev” projesi ile Veintidos Stüdyo’ya verilmiştir. (Resim 5) Proje, kırsal bir yıkıntıyı saygılı bir müdahale ile bir konuta dönüştürmüştür. Mevcut yapı güçlendirilerek yeni mekânların, avluların ve manzara sağlayan açıklıkların temeli haline getirilmiştir. Mevcut yapı ile yeni inşa edilen yapı arasında malzeme sürekliliği sağlanmıştır. Farklı mimari dönemlerin uyum içinde entegrasyonu amaçlanmıştır.

Eşdeğer üçüncülük ödüllerinden ikincisi “Biyoklimatik Teras” (Fas) projesi ile KAPT Stüdyo’ya verilmiştir (Resim 6). Proje, Fas mimarisini duyarlı bir şekilde yeniden yorumlamakta ve projenin bulunduğu bağlama uyumlu bir tasarım üretmektedir. Projenin en belirgin özelliği, sağır beton cephesidir. Bu cephe, güçlü bir mahremiyet duygusu yaratmakta, aynı zamanda geleneksel Fas mimarisinin temel ilkelerinden olan dış etkilerden korunma, içe dönük bir mekânsal örgütlenme ve yaşam biçimi kurgulama gibi ilkeleri çağdaş bir dille yorumlamaktadır. Konutun merkezinde yer alan avlu hem mekânsal hem de çevresel bir rol üstlenmektedir. İç mekânlara doğal ışık sağlanmasının yanı sıra, doğal havanın da iç mekânlara ulaştırılması gözetilmekte böylelikle pasif soğutma yöntemleri kullanılmaktadır. Jüri tasarımda yer alan kültürel yorumlamalar ve biyoklimatik stratejileri değerli bulmuştur.

Jüri ödüllerin dışında üç adet projeyi Özel Mansiyona değer görmüştür. Bunlar; Casa Nido /  Miras İçinde Yaşamak (Iterare Arquıtectos, İspanya), 8 Sosyal Konut Yapısı, Taş Konutlar (Atelier Régis Roudil Architectes, Fransa) ve Gallineta Evi (OAM Mimarlık, İspanya) olarak belirlenmiştir.

İlki 2026 yılında İstanbul’da gerçekleştirilmiş olan UMAR Akdeniz Mimarlık Ödülü, Akdeniz mimarlığını farklı coğrafyalarda üretilen konut projeleri üzerinden yeniden düşünmek ve tartışmak için bir fırsat sunuyor. Jüri tarafından ödüle değer bulunan projeler, kolektif yaşam, yerel malzemenin yeniden yorumlanması, iklime duyarlı tasarım, Akdeniz kültürünün ve değerlerinin sürdürülmesi gibi ortak düşünceler etrafında şekillenen bakış açılarını gündeme getiriyor. Akdeniz mimarlığının tekil bir kimliğe indirgenemeyeceğini, çeşitliliği ve ortak tartışma zeminleri yaratarak sunulabilecek yorumlama yelpazesinin zenginliğini hatırlatıyor. Akdeniz mimarlığının geleceği; biçimsel taklitten öte, miras değerleri olan mekânsal bilgiyi bugünün toplumsal ve kültürel koşullarıyla bütünleştirebilme becerisine bağlı olarak şekillenecektir. Bu bağlamda “Yaşayan Akdeniz Kültürü” temasını mimarlığın güncel sorumluluklarını tarif eden bir yaklaşım olarak okumak mümkün.

Ödül töreni ve gerçekleştirilen oturumun sonunda UMAR ve Türkiye Mimarlar Odası tarafından ortak bir belge olarak hazırlanan “İstanbul Deklarasyonu” imzalandı. Deklarasyon özellikle yarışmanın amaçlarına ve meslek alanımızdaki önemli rolüne şu sözlerle değiniyor:

“Ödül, Akdenizli mimarlar arasında diyalog fırsatı yaratmış; çağdaş mimarlık üzerine iletişim ve tartışma amaçlı bir platform oluşturmuştur. Jüri raporunda, temel olarak özgün mimari nitelikleri, bağlamsal ve çevresel hassasiyeti ve Akdeniz miras değerleri ile modern mimarlık arasındaki uyumu vurgulamaktadır. Ayrıca jüri dönüşüm fikirlerinin, toplumsal değerlere katkıların ve tarihsel ile çağdaş arasındaki ilişkinin başarılı yorumlarının altını çizmektedir. UMAR ve TMMOB Mimarlar Odası bu ödül programı aracılığıyla; erişilebilir, çevreye duyarlı, kullanıcı dostu ve yerel kimliklere saygılı yöntemleri paylaşarak mimarlar arasındaki diyaloğu desteklemeyi ve sürdürülebilir yaklaşımları teşvik etmeyi amaçlamaktadır. 25 Eylül 2026 tarihinde, TMMOB Mimarlar Odası ve İstanbul Büyükkent Şubesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen UMAR Ödül Töreni, düzenlenen sergi ve paylaşılan temel mesajların ardından; TMMOB Mimarlar Odası Yönetim Kurulu, UMAR Konseyi ve Genel Kurulu üyeleri, Akdeniz bölgesindeki diyalog ve iletişimi destekleme konusunda fikir birliğine varmışlardır.

İstanbul Bildirgesi’ni imzalayarak, Akdeniz havzasında barışı, insan haklarını ve adaleti korumak ve desteklemek üzere dünya mimarlarına rol model olma kararlılıklarını duyurmuşlardır.”

Bu icerik 44 defa görüntülenmiştir.