451
EYLÜL-EKİM 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya editörü: Ayşen Ciravoğlu

YAYINLAR



KÜNYE
TEHDİT ALTINDAKİ KÜLTÜR MİRASI

Risk Altındaki Sağlık Mirası: Heybeliada Sanatoryumu

Deniz Avcı, Cansu Değirmencioğlu

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında, toplum sağlığını tehdit eden başlıca hastalıklar arasında tüberküloz, yani verem yer almaktaydı. Türkiye’nin ilk devlet sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu, dönemin Sağlık Bakanlığı’nın girişimi üzerine 1924 yılında kuruldu. Dr. Tevfik İsmail Gökçe 1925 yılında sanatoryumun başhekimliğini devralmış, 1955’teki emekliliğine kadar örnek bir devlet sanatoryumu kurma görevine kendini adamıştı. [1]

Heybeliada Sanatoryum kompleksinde hastaların kaldığı iki ana blok bulunuyordu. Blok A, farklı aşamalarla, kurumun ilk olarak yerleştiği köşk yapısının ekseninde güneydoğudan güneye doğru küçük bir rotasyonla inşa edilen beş ayrı pavyondan oluşmaktaydı. Aşamalı olarak eklenen dört pavyon 1929-1939 yılları arasında, köşk yapısından farklı olarak, modern hareketin sanatoryum örneklerine her aşamada daha fazla yaklaşan bir dilde inşa edildi (Resim 1).

1924 yılında yerleşilen bakımsız haldeki köşk, pek çok tadilat ve dönüşüm geçirdi (Resim 2). 1932 yılında daha büyük ölçekte inşa edilen üçüncü pavyon, yatak sayısını büyük ölçüde artırdı (Resim 3). İkinci ve üçüncü pavyon arasında kalan boşluğa, 1932-35 arasında ameliyathanenin bulunduğu cerrahi servisi içeren dördüncü pavyon inşa edildi. Böylece tarihi köşk haricindeki birimler tek bir blok haline gelmiş oluyordu. Tarihi pavyon ve ikinci pavyon arasında kalan araziye 1938-39 yıllarında inşa edilen, mimar Ziya Emre’nin beşinci pavyonu, Blok A’yı tamamladı (Resim 4). Bu pavyonun mimari programına çok amaçlı bir salon da dahil edilmişti. Blok A, Blok B için adeta bir prototip olarak işlev gördü. [2]

1945’te Sağlık Bakanlığı, sanatoryumun yatak sayısını iki katına çıkaracak bir girişimde bulunarak, meclisten iki milyon liralık bir bütçe aldı ve inşaat işlerini Kızılay Derneği’ne devretti. [3] Bu bloğun mimarı Rebii Gorbon, yüklenici inşaat firmasıysa Haymil şirketiydi. İnşası 1946 yılında bitirilerek, 1 Ocak 1947’de 232 yataklı olarak hizmete açıldı (Resim 5). İki bodrum, üç hasta katı ve çatı katından oluşan kütlenin uzunluğu 100 metreyi geçmekteydi. 1955’te ana yapıya köprüyle bağlanan bir de servis yapısı planlanmıştı (Resim 6). Bu kısımda eczane, ziyaretçi odaları ve çok amaçlı salon yer almaktaydı. Mutfak, ayrı bir yapı olarak tasarlanmıştı. Tevfik İsmail Gökçe Kadınlar Pavyonu [4] adı verilen Blok B’nin açılmasından itibaren Blok A tamamen erkekler koğuşu olarak kullanıldı. Haziran 1954 tarihinde ise kendi bünyesinde tıbbi, idari ve öğretmen kadrosu bulunan Heybeliada Sanatoryumu Rehabilitasyon Merkezi ile Hemşire Okulu açıldı.

Tüberkülozun antibiyotiklerle tedavisi, Dr. Selman Waksman ve ekibinin 1944’te Streptomisin’i geliştirmesiyle dünyaya tanıtıldı. [5] Ancak ilaç tedavisinin etkili biçimde yaygınlaşması yıllar aldı. Mimarinin iyileştirici rolüne dayanan hijyeno-diyetetik tedavi yaklaşımı 1980’lere kadar varlığını korudu. Heybeliada dahil olmak üzere Türkiye’de, 2000’lere kadar sanatoryumların çoğu aşamalı olarak göğüs hastalıkları hastanelerine dönüştürüldü. Devlet hastanelerini özelleştirme ve daha büyük kurumlar bünyesinde birleştirme politikaları sonucunda bu yapıların çoğu terk edildi; zamanla kâr odaklı inşaat sektörünün hedefi haline geldi.

Heybeliada Sanatoryumu 1999 İstanbul depreminde hasar gördü; hasta sayısının azalması ve ulaşım güçlüğü gerekçe gösterilerek, çalışanları ve hastalarıyla birlikte 2005’te İstanbul’daki Süreyyapaşa Göğüs ve Kalp Damar Hastalıkları Hastanesi’ne taşındı. [6] Ekim 2009’da şüpheli bir yangında, A Blok zarar gördü. Covid-19 pandemisi sırasında Heybeliada Sanatoryumu “Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi” ve “risk altında kültürel sağlık mirası” olarak öne çıkarıldı.

Yıllar süren sessizliğin ardından kamuoyu, 2020’de Heybeliada Sanatoryumu’nun 200 dönümlük arazisiyle birlikte Adalar Bölge Şehir Konseyi’nin onayı alınmadan “Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edildiği” yönünde bilgilendirildi. [7] İstanbul Verem Savaş Derneği, İstanbul Tabip Odası, Türk Toraks Derneği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, ortak basın açıklamalarıyla sanatoryumun bir sağlık kurumu ve müze olarak kalmasını talep etti. [8] Bunun üzerine İstanbul 14. İdare Mahkemesi, sanatoryumun “korunması gerekli ikinci derece kültür varlığı” ve alanın “birinci derece doğal sit alanı” olması gerekçesiyle 2022’de tahsis işlemini iptal etti. [9] 2026 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis süreci yeniden başladı ve Adalar Belediyesi, İstanbul Tabip Odası ve Türk Toraks Derneği hukuki süreç başlatacağını duyurdu. [10] Hala terk edilmiş durumda olan Heybeliada Sanatoryumu, kültürel peyzaj, modern mimarlık mirası ve sağlık hafıza mekânı olarak özgün nitelikleriyle, topluma hizmet verecek şekilde korunarak yeniden kullanımına açılmalıdır. [11]

* Görseller: © Avcı, Değirmencioğlu, Kepez, 2022, “Architecture of Convalescence: Mapping the Sanatorium Heritage of Turkey”, Modern Mimarlık Araştırmaları Destek Programı, Mimarlar Derneği 1927.

NOTLAR

Daha ayrıntılı bilgi için bkz. Deniz Avcı ve Cansu Değirmencioğlu, “Heybeliada Sanatoryumu”, Docomomo Türkiye Açıkkapı, 22 Aralık 2022, (www.youtube.com/watch?v=ww30YSSSYJA). [Erişim:06.10.2026]

[1] Gökçe, Tevfik İsmail, 1957, Heybeliada Sanatoryumu Kuruluş ve Gelişimi 1924-1955, İsmail Akgün Matbaası.

[2] Avci, Deniz; Degirmencioglu, Cansu, 2024, “From ‘Prototype’ to ‘Model’: Architectural and Spatial Development of Block A (1924–1945) of Istanbul’s Heybeliada Sanatorium”, Frontiers of Architectural Research, cilt:13, sayı:1, ss.1–20.

[3] Gökçe, 1957.

[4] Yüzer, Canse, 2020, “Heybeliada’da Bir Modern Mimarlık Mirası: Heybeliada Sanatoryumu Dr. Tevfik İsmail Gökçe Pavyonu”, Mimar.ist, cilt:20, sayı:68, ss.71–78.”

[5] Anon., 7 Ekim 1945, “Veremi İyileştirecek İlâç Nihayet Bulundu”, Vakit, s.5.

[6] Yıldırım, Nuran; Gürgan, Mahmut, 2012, Türk Göğüs Hastalıkları Tarihi, Muzaffer Metintaş (ed.), Türk Toraks Derneği, Aves Yayıncılık.

[7] Muratoğlu, Murat, 5 Eylül 2020, “Heybeliada Sanatoryumu Diyanet’e tahsis edildi”, Sözcü.

[8] Alp, Leyla, 5 Haziran 2020, “Heybeliada Sanatoryumu Sağlık Kurumu Olarak Kalmalı”, Gazete Kadıköy; İstanbul Tabip Odası, 11 Eylül 2020, “Heybeliada Sanatoryumu Bir Sağlık Kurumudur ve Öyle Kalmalıdır”, (www.gazetekadikoy.com.tr/saglik/heybeliada-sanatoryumu-saglik-kurumu-olarak-kalmali). [Erişim:26.10.2026]

[9] Anon., 27 Temmuz 2022, “Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet’e tahsisi mahkeme kararıyla iptal”, Bianet, (bianet.org/haber/heybeliada-sanatoryumu-nun-diyanet-e-tahsisi-mahkeme-karariyla-iptal-265066). [Erişim:26.10.2026]

[10] Anon., 12 Mayıs 2026, “Heybeliada Sanatoryumu Tekrar Diyanet’e Dönüyor, Adalar Belediyesi Dava Açacak”, Bianet, (bianet.org/haber/heybeliada-sanatoryumu-tekrar-diyanet-e-donuyor-adalar-belediyesi-dava-acacak-319520). [Erişim:26.10.2026]; İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, 6 Temmuz 2026, “Heybeliada Sanatoryumu İçin Yeniden Dava Açtık”, (www.istabip.org.tr/8917-heybeliada-sanatoryumu-icin-yeniden-dava-actik.html). [Erişim:26.10.2026]

[11] İstanbul’un risk altındaki sanatoryum mirası için bkz. Avcı, Deniz; Değirmencioğlu, Cansu, 2024, “100. Yılda İstanbul Sanatoryumlarına Yeniden Bakmak: Yapı Tipleri ve Veremden Sonraki Yaşamları”, Cumhuriyet’in 100. Yılında Mimarlık (C.1), İpek Akpınar Aksugür (ed.), Şebnem Önal Hoşkara (ed.), İdealkent, ss.336–370.

Bu icerik 62 defa görüntülenmiştir.