451
EYLÜL-EKİM 2026
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya editörü: Ayşen Ciravoğlu

YAYINLAR



KÜNYE
TEMA[S]

İnşanın Poetikası: 2026 Serpentine Pavyonundan Çağrışımlar

Yusuf Turhaner

Serpentine Pavyonu, milenyumun başından bu yana yerleştirme sanatını öne çıkararak mimarlığın özüne dair yeni denemelere alan açan bir platform. Başlangıçta Zaha Hadid, Daniel Libeskind ve Toyo Ito gibi isimleri ağırlayan bu seri, son on yılda "yıldız mimar" furyasından belirgin biçimde uzaklaşmış durumda. 2017’de Francis Kéré ile başlayan bu kırılma, odak noktasını yerel bağlamlara ve iklim duyarlı yaklaşımlara kaydırarak nitelikli bir küresel diyaloğa zemin hazırlarken, bu yılın kazananı Lanza Atelier ise söz konusu eğilimi yerelin hafızasına inerek daha kökten bir yerden yakalıyor. Öncelikle ekibin geçmişten ilhamla hafızalarımızı tazeleyen bir yol izlediğinin altını çizelim. Tasarımda kullanılan Sienna tuğla, İngiltere’de en standart ve en çok kullanılan malzeme olarak karşımıza çıkarken yapım tekniği ise tamamen maliyet dostu ve akılcı bir çözüm niteliğinde. Bilindiği gibi, 18-19. yüzyıl İngiltere’sinde tuğla üzerine yüksek bir vergi olması nedeniyle, düz bir tuğla duvar örerken stabiliteyi sağlamak için en az iki sıra örmek gerekiyordu. Oysa, adını İngiliz bahçe geleneğinden alan kıvrımlı duvarlar (crinkle - crankle / serpentine) için bu durum, duvar tek sıra örülse dahi sağlamlığını koruyabilen bir taktik ve tekniğe dönüşüyor. [1]  Benzer biçimde tasarıma baktığımızda, formun özel bir nesne üretmektense inşa eyleminin kendisine gönderme yapan bir hareketten yola çıktığını dile getirebiliriz. Bu tavrın tektonik çağrışımları olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Öyle ki Frampton, Borbein’den hareketle tanımladığı tektonik kavramını ‘birleştirme sanatı’ olarak tanımlarken bunu bina parçalarının ötesinde nesnelerin / sanat eserlerinin biraraya getirilmesiyle niteler. Pavyonda ise, Borbein’in tektoniğindeki estetik kategoriyle ilişkilenme durumu [2] teknolojiden ve malzeme bilgisinden beslenerek görünürlük kazanır. Lanza Atelier, malzemenin edim bilgisiyle deney yapıp etkileşimi ön planda tutar: Tuğlaları hafifleştirir, ona bir çatı ekler ve geçirgen bir etkiyle deneyimi estetik bir düzeyin ötesine, ‘birleştirme sanatı’nı daha derin ve duyusal bir seviyeye taşır. Böylelikle tasarımda, Frampton’ın bahsettiği şekilde tektonik kavramının etimolojik kökenindeki inşanın poetikası [3] (poetics of construction) gün yüzüne çıkmaktadır. Nitekim Arienzo'nun da belirttiği üzere, pavyonda duvarların kavisli ve boşluklu formu, güneş ve gölge etkileşimiyle zamanın geçişini görünür kılar. (Resim 1, 2). Bu geçirgen kurgu, gün içerisinde koşan çocukların veya ağaçları sallayan rüzgârın yarattığı anlık deneyimleri [4] mekânın bir parçası haline getirir. Sonuç olarak, ekip “A Serpentine” tasarımıyla serinin hem ismine hem de tipolojik kökenine bir selam gönderir. Malzemenin doğasını yeniden yorumlayan bu yapısal oyun, bizi serinin en başına götürerek Zaha Hadid’in pavyon için söylediği manifestoyu daha anlamlı kılar: “Deney yapmanın sonu yoktur.” [5]

NOTLAR

[1]Youtube, 2026, LANZA atelier on designing the Serpentine Pavilion 2026 | Serpentine, (https://www.youtube.com/watch?v=pCmFWIyHr5c). [Erişim:02.09.2026]

[2] Frampton, Kenneth, 1995, Studies in Tectonic Culture: The Poetics of Construction in Nineteenth and Twentieth Century Architecture, J. Cava (ed.), MIT Press, s.4.

Borbein, Adolf Heinrich, 1982, “Tektonik, zur Geschichte eines Begriffs der Archäologie", Archiv für Begriffsgeschichte, cilt:26, sayı:1, ss.60–100.

[3] A.g.e.

[4] Serpentine, 2026, Architect’s Talk: LANZA atelier in conversation with Hans Ulrich Obrist, (www.serpentinegalleries.org/whats-on/architects-talk-lanza-atelier-in-conversation-with-hans-ulrich-obrist/). [Erişim:02.09.2026]

[5] Serpentine Gallery Pavilion 2000 by Zaha Hadid, 2000, (www.serpentinegalleries.org/whats-on/serpentine-gallery-pavilion-2000-zaha-hadid-0/). [Erişim:02.09.2026]

Bu icerik 51 defa görüntülenmiştir.