YAPI DALI ÖDÜLÜ
BOLU DEPREM ANITI
Merkez-BOLU
ALİ BURAK YANARDAĞ, ÖNER DEMİRCAN
“Topoğrafyanın tektonik bir yorumla yerden koparak yükseldiği ve bir platforma dönüştüğü yapıda, bu kopuş yarattığı alt ve üst “yeni” zeminleri başarıyla farklılaştırmaktadır. Gerçekte zemin olan yeni yeraltı, yapının anıtsallığını ve üstünde taşıdığı platformun ağırlığını duyumsatan bir mimari etki yaratır. Yeraltının, yeri yarıp yükselişi, depremin mimarlık aracılığı ile anlatımıdır. Platformu taşıyan güçlü masif duvarların birbirinden bağımsız açıları, bürütlüğü ve katılığı, yapının anıtsallığının en güçlü ifadesidir. Yerden koparak yükselen ikinci zemin ise zarif bir prizma ile taçlanmaktadır. Bu prizmanın zemine / yere dokunmadan uzanışı kütlenin başarısını artırmaktadır. Depremi mimarlık dili ve araçları ile anlatımı nedeniyle…”
Proje eğimli bir arazide topografik bir yorumla, ara katmana dönüşen bir tür yüzeyle yeniden kurgulanıyor. Yaya bakış açısından bina, park yüzeyinin yerden koparak oluşturduğu bir kabuk, bu kabuğun altındaki düzensiz hacimler ve üzerine hafifçe oturan bir kitle olarak algılanıyor ve bir tansiyon yaratıyor. Kentsel bir anıt ve sergi alanları zemin katın tamamını, kafe ise birinci katı kaplıyor.
Zemin katın brüt betondan yapılmış yekpare duvarları neredeyse tüm işlevleri üstlenir: iç ve dış mekânı destekler, yalıtır, korur ve tanımlar. Düzenli olmayan beton duvarlar, aynı zamanda şehrin geçmişte yaşadığı yıkıma gönderme yapar. Kat planını değiştirerek binanın içinde, dışında farklı görüşler sağlar. İçinde barındırdığı sergi alanlarının ve etkinlik odalarını destekler.
Beton bir ızgara ile tanımlanan yatay hacim, tüm örtüye dışarıdan hafiflik veren yansıtıcı bir cepheye sahiptir ve peyzajda kaybolur. Bu hacim, park için bir fener haline gelir ve yeni kamusal alanın varlığını vurgular.