FİKİR SUNUMU DALI ÖDÜLÜ
TOPOĞRAFYA: "ÇOKLUĞUN MEKÂNI" OLARAK ÇATI TOPOĞRAFYASI
FULYA SELÇUK, ÖMER FARUK GÜRSÜL, FERİŞTAH TURGUT, MELİK SERKAN EKER, ECE PINAR KESKİN, CANER CEYLAN, ÇAĞLA ÇAĞLAR, SEZER DOĞRUL, RABİA KÜÇÜK, EGE ÜNLÜ, CAN AKDAĞ, SÜMEYRA ÖZMEN, EMİN BARIŞ YİĞİT, FERAHNUR ÖZGÜZEL, BEYZA DURGUN, SULTAN SELİN KÖSE
“Öneride, yoğun kent yerleşimlerinde çoğunlukla atıl kalan çatı mekanları üzerinden geliştirilen potansiyel kullanım grameri, özgün bir dil ile aktarılmaktadır. Anadolu ve Akdeniz coğrafyasında gündelik hayatın bir parçası olan çatıların, metropoller için yeniden bir kullanım imkanına dönüştürülmesi önemlidir. Proje, gündelik olanın yeniden keşfine odaklanmakta, bunu kolektif bir üretme biçimiyle birleştirerek sıradan ve spekülatif önerilerin ikiliğini iyi yansıtmaktadır. Mimari temsilde, bitmiş ve donmuş bir anın aktarılmasının ötesine geçerek, olagelen, değişken ve hareketli bir dil üretilmiş olması ilgi çekici bulunmuştur. Metinde yer verilen ikiliklerin çatışması çizimlerle örtüşmekte, kavramlarla temsil iç içe geçmektedir. Kolektif üretim biçimi, metin-diyagram bir aradalığının başarısı, ele aldığı probleme karşı geliştirdiği özgün çizim-kolaj dili nedeniyle…”
“Yeni Yaşam Biçimleri ve Kentsel Kamusal Alanın Yaratıcı Kullanımı” yarışması için hazırlanan bu öneride 21. yüzyılın kamusal mekânı yeni bir özne üzerinden tartışmaya açılmıştır: Çokluk. “Kamusal mekân” eleştirel bir zeminde ele alınarak “çokluğun mekânları” aranmıştır. Çokluğun mekânları mevcut yapılı çevrede, ikili yapılar, verili sınırlar terk edilerek ve kentsel bölgelemelerden bağımsız olarak güzergâhlar üzerinde, çatı topoğrafyasında aranmıştır. Bu projede çatılar geçmiş ve mevcut kullanımlarına referansla, geleceğe dönük arayışlarla, farklı aktörler arasındaki farklı biçimlerdeki ve zamansallıklardaki ilişkilenme pratikleriyle; ilkel-tanrısal, enformel-formel, kırsal-kentsel, yerel-küresel, materyal-materyal olmayan, kamusal-özel, ben-öteki, içerisi-dışarısı, pratik-ideal, insan aktörler-insan olmayan aktörler gibi ikiliklerde arada kalan muğlak konumuyla “çokluğun oluş halindeki mekânları” olarak araştırılmıştır. Bu önerinin hazırlanma süreci de yarışma katılımcılarının bir araya gelerek çokluğu oluşturduğu bir “oluş süreci” olarak yorumlanmıştır. Paftanın sadece sunduğu senaryo değil, kendisi de “çokluğun mekânı”dır. Çokluğun mekânı olarak bu pafta bitmiş bir pafta değildir! Sorularıyla, kavramlarıyla, kendisini okuyanlarla “oluş” halini sürdürecektir...