“2026 – 2028 dönemi için; Türkiye’de kültür varlıklarının belgelenmesi için yaptığı öncü çalışmaları ve yayınlarıyla mimarlık kültürü ve mirasının korunmasında çok değerli katkıları nedeniyle Ali Saim Ülgen’in Anma Programı kapsamında düzenlenecek olan sempozyum ve kitap yayını ile anılması kararlaştırılmıştır.”
BİYOGRAFİ
Cumhuriyet’in kurulmasından tam on yıl önce 28 Ekim günü doğan Ali Saim Ülgen (1913-1963), Erken Cumhuriyet döneminin kültür politikalarının heyecanını yaşamış ve eserlerine yansıtmış bir isim olarak anılır. Lise yıllarından başlayarak tarihi eserler üzerine araştırmalar yapan Ülgen’in, 1933 yılında henüz 20 yaşındayken yayınladığı “İstanbul ve Eski Eserleri” başlıklı kitabı, İstanbul üzerine Latin harfleri ile yazılmış ilk Türkçe kitap olması nedeniyle de önemlidir.
1934 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Mimari Şubesi’nde eğitim almayı seçmesi, sonraki yıllardaki çalışmaları için de belirleyici olmuştur. Mimarlık öğrencisi iken Mimar Sinan ile ilgili araştırmalarına devam eden Ülgen, Sedat Hakkı Eldem ile de çalışma olanağı bulmuştur. Celal Esad Arseven, Arif Müfit Mansel gibi döneminin önde gelen hocalarından dersler alan Ülgen, Albert Gabriel ile birlikte çalışarak saha çalışmaları deneyimi de kazanmıştır. Sadece tarihi yapı rölöveleri ile değil, aynı zamanda tarihi kesitler sunan haritalar da hazırlamıştır. Yeni mezun genç bir mimarken 1939 yılında yayımladığı “Fatih Devrinde İstanbul 1453-1481” başlıklı “izahat” içeren haritası İstanbul ile ilgili çalışmalara hala katkı sunan bir eseridir.
Albert Gabriel’in tavsiyesi ile Almanya ve Fransa’da eski eserlerin belgelenmesi ve korunması üzerine araştırmalar yapan, ancak İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla Eylül 1939’da Türkiye’ye geri dönen Ülgen, mezun olduğu okulda görevlendirilmiş ve bu dönemde Celal Esad Arseven’in asistanlığını üstenmiştir. Akademik görevine ek olarak İstanbul Arkeoloji Müzesi bünyesinde yapılan kazı ve sondajlara da mimar olarak katkıda bulunmuştur. Rölöve ve restorasyon bilgisini aktardığı “Anıtların Korunması ve Onarılması” başlıklı eserinin yayımlanması Cumhuriyet’in kuruluşunun 20. yılına rastlar. Bir yıl sonra, 1944 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından Mimar Sinan eserlerini incelemek üzere görevlendirilmesi nedeniyle Akademi’deki görevinden ayrılmak durumunda kalmış, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Anıtlar Şubesi Müdürü olarak kültür varlıkları ile ilgili çalışmalarına devam etmiştir. 1944 yılından itibaren Ankara’da yaşamını sürdüren Ali Saim Ülgen, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Sanat Tarihi derslerini yürüterek genç Cumhuriyetin kültür varlıkları üzerine çalışacak kadrolarının yetişmesine katkıda bulunmuştur. 1956 yılında Vakıflar Umum Müdürlüğü inşaat mimarı olarak görevlendirilmesi Ülgen’e Türkiye’nin tarihi eser birikimini dönemin olanakları ölçüsünde tarama olanağı sağlamıştır. Semavi Eyice’nin de belirttiği gibi tüm yaşamını eski eserlerin özellikle Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemi eserlerinin belgelenmesi ve korunmasına adayan Ülgen, çok sayıda eserin onarımında da görev almıştır. Üzerinde çok uzun bir zaman çalıştığı Mimar Sinan eserleri rölöveleri ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu tarafından iki cilt olarak yayımlanmıştır.
Köy Enstitüleri binaları için açılan yarışmalara da katılması, Ülgen’in sadece mimari eserlerin belgelenmesi ve korunmasına değil, yazılı ve sözlü kültürün korunmasına aracılık edecek çabalara da verdiği önemi göstermektedir. Zeynep Ahunbay’ın belirttiği gibi, kısa yaşamına rağmen Ülgen, 1963 yılına kadar akademik ortamda ve Maarif Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde üstlendiği eğitici, yönetici ve danışmanlık görevleri aracılığıyla Türkiye’de kültür varlıklarının korunması ve belgelenmesi alanına önemli katkılar sağlamıştır. Çalışmalarını “eski eserlerle meşgul olmak isteyen hevesli mimarlara…” aktaran Ali Saim Ülgen, aralarında Ömür Bakırer, Oluş Arık gibi kültürel miras alanında çalışmalara imza atmış pek çok uzmanın yetişmesine katkıda bulunmuştur.
